"Bu da ne?" diye sordu masayı inceleyen adam. Elinde bir sürü kağıt vardı. Masanın oralarda dolanıyor olmasının yarattığı tek tehlike, hunilerle kurduğumuz iletişim ağımızın sözcüklerin arkasına saklanmış olmasıydı.
"Roman, "dedim kapıya doğru konuşarak.
"Roman mı?" diye sordu aşalayıcı bir tavırla. Ardından kağıtları alaycı bir homurtutla yere fırlatıp odanın dört bir yanına saçtı. Tam da hayatında hiç roman okumamış birinin yapacağı gibi...