Zeynep

Zeynep
@Zeyynpp05
6/10
·192 syf.·
2025 15. kitabı
Bazı kitaplar vardır daha ilk sayfalarında seni içine çeker ve yolculuğa çıkarır Simyacıda öyle bir kitaptı benim için. Sayfaları çevirdikçe yalnızca bir çobanın değil hepimizin hikayesini okuduğumuzu fark ettim. Kitap her ne kadar hazine arayışını konu alsa da asıl amacı hazineye giden yolda öğrendiklerimiz. Kitabın en çok beni etkileyen tarafı sürekli olarak yüreğinin sesini dinle mesajının vurgulanmasıydı. Çünkü insanın iç sesi hayallerine giden yolda en güzel rehber. Karakterin yolculuğu kimi zaman bana da çok uzun gelmiş olsa da sonuna ulaştığımda iyi ki okumuşum dedim. İşte hayatta böyle değil mi? Bezen sıkıcı, bazen yorucu, bazense umut dolu... Ama geriye dönüp bakıldığında o yolun seni sen yapan şey olduğunu anlıyorsun. SPOİLER Ve kitabın sonunda hazinenin evinin bulunduğu yerin tam altında olması beni çok etkiler. Santiago bunca yol yürüdü yıllarını harcadı memleketinden kilometrelerce uzaklaştı ama onun aradığı şey dizinin dibindeydi. Çünkü gerçek mutluluk ve anlam arayışı dışarıda değil, içimizde bir yerde gizli. Onu görebilmek için o yola çıkmak gerekiyor. Simyacı hayallerinin peşinden gitmek isteyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu. Keyifli okumalar dilerim:)
Edebiyat
SimyacıPaulo Coelho · Can Yayınları · 2024246,3bin okunma
Reklam
Puan vermedi·120 syf.·
2025 12. kitabı
Victor Hugo bu kısa ama sarsıcı eserini 1800' lü yılların Fransa'sında giderek artan idam cezalarına karşı böyle acımasız bir suçun yasaklanmasını vurgulamak için yazmıştır. Yazarın idama karşı duruşu o kadar nettir ki mahkûmun suçunun ne olduğuna dair bir bilgi vermemiştir. Çünkü Hugo'nun amacı suçun ne olduğuna odaklanmak değil, bu şekilde bir ölümün insan ruhunda bıraktığı derin yaraları göstermektir. Kitap yalnızca bireysel bir dramı değil döneminin toplumsal yanlışlıklarını da gözler önüne seriyor. Halkın idamları adeta bir eğlenceye dönüştürmesi o dönemin ne kadar duyarsız ve bilinçsiz bir yapıda olduğunu açıklıyor. Roman Dünya edebiyatının ben anlatımı tekniğiyle yazılmış ilk eserlerinden kabul ediliyor. Bu anlatım sayesinde okur mahkûmun umutsuzluğunu, çaresizliğini, korkusunu derinden hissediyor. Eleştirmek istediğim nokta ise eserin son kısmı oldu. Kitap ölüm anını anlatmadan bitiyor. Mahkûmun ölüm anına dair birkaç cümleyle bile olsa karşılaşmak etkileyiciliği arttırabilirdi. Yine de Bir idam mahkumunun son günü okurda etkileyici ve derin düşünceler bırakan bir kitap. İnsanlık onuru, vicdan, adalet üzerine yazılmış güçlü bir eser.
Victor Hugo
Victor Hugo
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,3bin okunma
4/10
Bu kitap okuru sadece düşünmeye değil kendi iletişim tarzını sorgulamaya ve gözden geçirmeye davet ediyor. Özellikle ebeveynler, öğretmenler, çalışanlar ya da insanlarla sürekli iletişim halinde olan her bireyin okurken rehber edineceği bir kitap olduğunu düşünüyorum. kendini ve ilişkilerini geliştirmek isteyen herkesin okuması gerekir. Kitabın dili ise oldukça sade her statüde ki insanın okuyabileceği düzeyde ayrıca yazar kitabında bol örneklendirmelere başvurmuş bu da konuyu anlamayı daha kolay kılar hâle getirmiş diyebilirim. Kitapta insan ilişkilerinde kişilerin 5 temel gereksinimleri karşılamak istediğini vurgular. Bunlar sırasıyla şöyledir 1- umursanmak: her kişi kendisinin sınırlarının kaale alınmasını ister. 2- kabul edilmek: kişi yargılamadan olduğu gibi kabul edinmek ister. 3- değerli hissetmek: kişi bulunduğu ortamda değer görmek ister. 4- Yeterli görülmek: kişi kendisini güçlü ve yeterli görmek ister. 5- Sevilmek: kişi kendisine sevilmeye layık mıyım? Sorusunu sorar.
Doğan Cüceloğlu
Doğan Cüceloğlu
Edebiyat
İletişim DonanımlarıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 20238,6bin okunma
(Spoiler içerir)
4/10
·83 syf.·
2025 10. kitabı
Zweig bu kitabında iki insan zihnini ele alıyor. İlki yetenekli ama boş diğeri ise dolu ama kendini kaybeden iki insan. İlk karakterimiz Mirko Czentovic, kendisi babasının ölümünden sonra iyi kalpli bir rahip tarafından evlat edinilen bir çocuktu zamanla bu çocuğun satranç alanındaki yeteneği keşfedildi çeşitli müsabakalara girdi ve artık Dünya şampiyonu olmuştu ama halk diliyle adam olamamıştı o sadece kibirli ve egosuyla kendini üstün görmeyi bilen onun dışında herhangi bir muhabbete katılacak bilgi birikiminden bile yoksundu bu sebeple herkes tarafından eleştirilmeye layıktı. İkinci karakterimiz Dr. B. ise çok iyi satranç oynamayı geçmişinde yaşadığı olaya borçludur. Nazi sürecinde mal varlıklarına el konulmak için tutuklanır ama o diğer tutuklular gibi toplama kampına götürülüp fiziksel yorgunlukla boğulmaz onun işkencesi psikolojik eziyettir bomboş bir odada hiçliğe sürüklenir yazar burada " bilindiği gibi dünya üzerinde hiçbir şey hiçlik kadar ağır bir baskı uygulamaz" diyerek durumu vurgular. Dr. B. Sorgu esnasında gördüğü bir satranç kitabını çalarak orada kaldığı müddet boyunca kendisini geliştirir. Fakat bu durum öyle artmıştır ki doktor ona bir daha satranç oynamayacağı teşhisini koyar. Kitap bu iki karakterimizin yollarını kesiştirir. Sizce kim satrançta daha ustadır? Zweig bence satranç kitabında okura şu soruları soruyor: • Sadece tek bir alanda yetenekli olmak seni tam bir insan yapar mı? •Yalnızlık insanı büyütür mü yoksa çürütür mü? •Zihinsel meşguliyet acıya karşı bir ilaç mıdır yoksa hastalık mı? Cevaplar sizde :) iyi okumalar dilerim
Stefan Zweig
Stefan Zweig
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279bin okunma
"Boyanmış bir gül kadar kırmızı kan için..."
Puan vermedi·471 syf.·
2024 19. kitabı
Polisiye severler toplanın... Eğer şu ana kadar bu kitabı okumadıysanız mutlaka şans tanıyın çünkü seveceğinize şüphesiz inanıyorum. Sözü geçen kitap emekli dedektifimiz Gurney'in uzun yıllardır görüşmediği arkadaşından aldığı postanın gizemiyle başlayıp akılalmaz cinayetlerle devam ediyor. 1 den 1000 e kadar aklınızdan bir sayı tutulması istense tuttuğunuz sayıyı karşınızdaki kişinin bilme olasılığı yüzde kaçtır? Size sizden daha yakın olduğunu söyleyen bir katille karşı karşıya kalacak, olay yerinde bir çok ipuçları bulmanıza izin verip kendini asla ele vermeyecek bir katile tanıklık edeceksiniz. Madelaine, Gurney ve Dermott'un zekasına hayranlık duyacaksınız. Kitapta beğendiğim başka bir noktada sadece polisiye ile kalmayıp psikolojik tahlillere de yer vermesi olmuştu. Açıkçası ben kitabı beğendim, uzun zamandır bu kadar sürükleyici bir kitapla karşılaşmamıştım desem yalan olmaz. Sizlere de keyifli okumalar dilerim:))
Aklından Bir Sayı Tut
Aklından Bir Sayı Tut
John Verdon
John Verdon
Edebiyat
Aklından Bir Sayı TutJohn Verdon · Koridor Yayıncılık · 20231,606 okunma
Reklam