Bazı kitaplar vardır daha ilk sayfalarında seni içine çeker ve yolculuğa çıkarır Simyacıda öyle bir kitaptı benim için. Sayfaları çevirdikçe yalnızca bir çobanın değil hepimizin hikayesini okuduğumuzu fark ettim. Kitap her ne kadar hazine arayışını konu alsa da asıl amacı hazineye giden yolda öğrendiklerimiz.
Kitabın en çok beni etkileyen tarafı sürekli olarak yüreğinin sesini dinle mesajının vurgulanmasıydı. Çünkü insanın iç sesi hayallerine giden yolda en güzel rehber. Karakterin yolculuğu kimi zaman bana da çok uzun gelmiş olsa da sonuna ulaştığımda iyi ki okumuşum dedim. İşte hayatta böyle değil mi? Bezen sıkıcı, bazen yorucu, bazense umut dolu... Ama geriye dönüp bakıldığında o yolun seni sen yapan şey olduğunu anlıyorsun.
SPOİLER
Ve kitabın sonunda hazinenin evinin bulunduğu yerin tam altında olması beni çok etkiler. Santiago bunca yol yürüdü yıllarını harcadı memleketinden kilometrelerce uzaklaştı ama onun aradığı şey dizinin dibindeydi. Çünkü gerçek mutluluk ve anlam arayışı dışarıda değil, içimizde bir yerde gizli. Onu görebilmek için o yola çıkmak gerekiyor.
Simyacı hayallerinin peşinden gitmek isteyen herkesin okuması gerektiğini düşündüğüm bir kitap oldu. Keyifli okumalar dilerim:)