Zamanı bir şeyin içinden geçmek sandım. Günlerin içinden, saatlerin içinden, kalabalıkların içinden… Asıl geçen bendim. Zaman yerinde duruyor, vakit göğsümün ortasında daralıyordu. Zaman beni yutuyordu.
Sana kurban olurum diyenin kurbanıyım ben. Kim güzel güldüğümü söylediyse en çok o ağlattı. Kıyamam diyen herkes ağır yaraladı. Yani küçüğüm süslü cümlelere kanma. Çünkü rüzgar kökünden sökeceği ağaca önce tatlı tatlı eser.
Evlenmek için geç kaldığını düşünen yığınla insan var.
Erken evlendiği ya da yanlış kişiyle evlendiği için
yıllarının heba olduğunu düşünen yığınla insan olduğu gibi. Çocuk hasretiyle yananlar, çocuklu hayattan bunalıp özgür yılları düşleyenler.. Kariyer yapamadan geçen yılların yasını tutanlar, çalışma hayatından bitap düşüp evde dinlemeyi hayal eden kadınlar... Herkes sahip olmadığının hasretinde, herkes birbirinin elindekine talip. Başkasında olan cazip bir nimet gibi görünürken elindeki eziyet gibi gelir insana. Mutluluk ise elindekilerle yetinmekle ilgilidir, varolana şükretmektir.
Ama yalnız bir yaşamda, bir başka ruhun sizinkinin yanına damladığı ender anlar vardır. Yıldızların senede bir defa yeryüzüne sürünüp geçmesi gibi. Daidalos da benim için öyle bir takımyıldızıydı.