Vaktimiz azalmış ve başkalarının hayatına özenir şekilde kala kalıyoruz Bu cep telefonu denen "siyah ayna"nın karşısında. Bu siyah aynaya bakıp her gün, " Ayna ayna söyle bana, Benden daha güzeli var mı şu dünyada? diye soruyoruz.
Ayna diyor ki, "Sultanım siz çok güzelsiniz de sizden güzel şu var", " Sultanım siz geziyorsunuz tabii ama sizden güzel gezen bu var", " Sultanım siz popülersiniz popüler olmasına ama sizden popüler o var..."
Bu aynayla böyle konuşa konuşa geçiyor gün. Günün masalı bu oluyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sonraları fark ettim ki, mekan benim. Istediğim gibi ortamı değiştirmek elimde. Insan, ömrünün ilk yarısında kendisini duygularının ve düşüncelerinin kurbanı sanıyor. Halbuki anlıyorsun ki, onların katili de olabilirsin. Nefessiz bırakmayı öğreniyorsun, seni boğan düşüncelerini. İşte o gün, bir pelerinin oluyor. Kahramanlaşıyorsun. Artık biliyorsun, alaşağı etmeyi. Orada kalmayıp gitmeyi. Mekanın ışıklarını açmayı. Saptığın o çıkmazdan geri vitese takmayı.
Bence herkes hayallerini, gençken odasındaki metal grubu posterlerini savunduğu gibi savunmalı. Bu konuda asla taviz verilmeyeceği bilinmeli. Hayal pamuklara sarılıp, en yüksek yerde tutulmalı ve annen baban bile ona dokunmamalı. Sen bir gün onu oradan indirirsen sen bilirsin. Dilerim Sen onu indirmeden o seni kaldırsın.