Çoğul bir dünyanın içine sıkışıp kalarak neresinde eviniz olduğunu da unutuyorsunuz.Evimin neresi olduğunu unuttum ben de.Hiçbir yere ait hissedemeyen,ruhu çekilmiş bedenimin ellerinden ıssızlık tutuyordu şimdi.
Doğurdukları çocuk değildi yalnızca o çocuğa ömür boyunca kefaret olarak ödeyeceği veballer de doğurmuşlardı.Kesilen elektrik ve su faturaları,tüpü bitmiş Ocak,bayatlamış ekmek ve kenarı küf tutmuş peynir de doğurmuşlardı.Ama en çok da utanmayı doğurmuşlardı ona kendileri yerine ve dur durak bilmeden ağlamayı.
Ben kendimle beraber çıkacağım yolculuğa onları da götürebileyim diye onları avuçlarıma çaktım.Bir nevi yükümü avuçlarımda çarmıha gerdim ki Mâsivâ'dan benimle birlikte geçsin.Bir toplu iğne bile götüremem kendimle onların dışında.
Avuçlarımda hayattan kopardığım hiçbir şey yok demiştin ya bana,kopardığın şeyler sadece avuçlarındadır demiş miydim ki?Kimi seninki kadar uzun ve gür saçlarının uçlarına asar yükünü kimisi sırtında bir kambur olarak taşır.Kimisinin taşırken kopmuştur bir bacağı kimisi ise seni içinde kalsa da kırar kolunu.Bedenin her bir uzvu bu yük gemisinin birer limanıdır.Peki sen hiç gözlerine baktın mı?Bir kuyuya demir atmış yükün.Yoksa bunca büyüklüğü ve kararlığı nedendir sanırsın.