Ne bi me ye îsîna stêrkan
Lê,
Em dikarin stêrka bextê xwe geş kin
Gera Rojê ne bi me ye, lê
Em dikarin şemala rojên xwe xweş kin
Û reş kin,
jînê
li mêtinkaran.
Toprağa düşenler, yıldızlarla buluşan sevgi seline dönüşür ya gidip de dönmeyen oğullar ve kızlar. Gün batımının ufkunda birer beyaz parlak çizgidir. Her çizgi anaların yüreklerinde büyüyen bir bekleyişe dönüşür. Her çizgi bir hasret ve umuttur, yıllarca kapı eşiklerinde bekleyip durur. Gidip de gelmeyenler bir karasevda, unutulmaz bir aşktır yüreğinde anaların.
Sara, Berfin, Dilan, Selvi, medya özgürlükle buluşma sevdasıdır. Sara’nın düşleri, yürüyüşü yeniden bir diriliştir.
Sara’nın Düşleri; kurak topraklara akan insanın sevgi pınarıdır. Sevgi bir tutku, özümüzle, köklerimizle, tarihimizle buluşma ve sevme işidir. Derinleşmiş, yoğunlaşmış duyular dünyasıdır. Yüreklerin ikirciksiz, çıkarsız, katışıksız buluşması bir özveri ve inançtır. Acılar deryasında, güzellikleri derlemedir. Sevgi, amaca evrensel bağlanma ve ölümüne tutkudur. Bazen belirsiz bir düş; bazen yıldızların ışıltısına, özgürlük türküsünü yazma, bazen akan bir ırmağın ak köpüklü dalgalarına umudun resmini çizme; bazen de emeğin yaratılış serüvenidir. Bir tür varoluş ve yaratılış olayıdır. Sevgi, emeğin en kutsanmış biçimi, emek en yüce yaratımdır. Acılara katlanma, zorluklara göğüs germedir.
Dersim isyanında kendisini küçümsemek, horlamak için;
“Seyit Rıza sen misin?” diyen subaya; “Dersim’de her taşın, her çalının dibinde bir Rıza yatar, hangi Rıza’dan söz ediyorsun?” diyen aksakallı Seyit Rıza’nın sözleri yüreğime düşüyor.
Sara, özgürlük kavgasının kutsal tanrıçası ve rakipsiz kraliçesidir. Özgür Bilgenin asi ruhlu kızı, Zerdüşt’ün ışık felsefesinin iz düşümüdür. Ve Zenobia’nın, kavga arkadaşıdır.