Boğazını kestikten sonra bir yandan saçım okşarken bir yandan da giriş bölümünü okudum ama sözcükleri bana onu öldürmek kadar tat vermedi. Helen'in yazım dili ondan beklemeyeceğim kadar kötüydü, ben de hepsini silip yerine kendi cümlelerimi yazdım:
Helen yalan söylememeliydi.
Odaya geri döndüğümde gözüm yine fotoğrafa takılıyor. Ters çevirdiğime yemin edebilirim ama şimdi düz duruyor. Dahası, birisi siyah keçeli kalemle Rachel'ın yüzüne çarpı çizmiş.
Ama sonra sesler değişmeye başladı, kafamın içinde sözcüklere büründü, tekrar edip durdu, ta ki daha fazla duymazdan gelemeyeceğim kadar: Hepsini öldür. Hepsini öldür. Hepsini öldür.