Ayrılmak en önce sağlıklı bir ayrışmayı gerektiriyor. Hikâyemizin en başına atıfla bize bakım verenlerle iletişimimiz gelecekteki olası ilişkilerle bağımızın şablonunu oluşturuyor. Fakat oradaki tutarsızlıklar geleceğimizi her ne kadar etkilese de farkına varıldıktan sonra değişmeyecek hiçbir şey yok zîra J. K. Rowling’in söylemiyle 25 yaşında ebeveynlerimizi suçlamanın miadı son buluyor.
Aşk ve ayrılık ekseninde öfke, nefret ve yas gibi temel duygularımızın kaynağı ve işleyişine dair çok kapsamlı bir metin. Görünürde bir kitap belki fakat onlarca kitabın hülâsası bilgiler ve aktarımlar var içerisinde. Film ve kitap analizleriyle daha da zenginleşen bir okuma yapmamıza imkân sağlamış yazar.
Neredeyse her satırını en az iki kere okumama sebep olan detaylı ve girift çözümlemeleriyle ufuk açıcı bir okuma oldu benim için. Değinilen filmleri izleyip kitapları okudukça tekrar tekrar kapısını aralayacağım uzunca bir süre elimin altında bulunduracağım nadir kitaplardan biri.
Sunuş kısmından bir alıntıyla;
“Bağlanmanın neden bu kadar derin, kopmanın neden bu kadar zor olduğunu; unutmanın değil hatırlamanın dönüştürdüğünü, yasın zamanla değil kabul etme ile ilgili olduğunu ve her ayrılığın ardında bir yeniden doğuş gizlendiğini birlikte göreceğiz. Yolculuk boyunca bazen bir film sahnesinde bazen bir roman karakteri eşliğinde kendi hikâyenize doğru yavaşça yürürken, dilerim elinizden şefkatle tutabilirim…”
Tuba Karaca’nın şefkatli yol arkadaşlığına şükranla. Sevgiler