her birimizin yılda beş yüz pound geliri ve kendine ait bir odası olursa, özgürlük alışkanlığına ve tam olarak düşündüklerimizi yazma cesaretine sahip olursak, ortak salondan azıcık kaçıp insanları sadece birbirleriyle ilişki içinde değil, aynı zamanda gerçeklikle ilişki içinde görürsek, gökyüzüyle ağaçları ve karşımıza çıkan her neyse onu kendi içinde olduğu gibi görürsek, Milton'ın öcüsünün ötesine bakabilirsek ki bakmalıyız çünkü hiçbir insan önümüzü kapatmamalı, yaslanacak bir omuz olmadığı gerçeğini kabul edersek çünkü bu bir gerçek, aslında hayatta yalnız ilerlediğimizi ve sadece erkekler ve kadınların dünyasıyla değil, aynı zamanda gerçekliğin de dünyasıyla bir alakamız olduğunu kabul edersek, işte o zaman fırsatın geleceğine, Shakespeare'in kız kardeşi olan ölü şairin sık sık çıkarıp bir kenara kaldırmak zorunda olduğu bedeni geri giyeceğine inanıyorum. Tıpkı eskiden ağabeyinin yaptığı gibi, kendinden önce gelen adsız kadınların yaşamlarıyla canına can katarak yeniden doğacak. Biz bu hazırlığı yapmadan, biz bu çabayı sarf etmeden, o yeniden doğduğunda yaşamasını, şiirini yazmasını mümkün kılmayı kafa- ya koymadan ortaya çıkma ihtimaline gelince, bunu bekleyemeyiz, bu imkânsız olur. Ama bizler onun için çalışırsak geleceğine hâlâ inanıyorum; yoksulluk ve bilinmezlik içinde bile olsa çalışmanın değerli olduğuna da.
Ancak davasında tutkulu bir delifişek kendisine, Ah, edebiyatı da satın alamazlar ya, diyebilirdi. Edebiyat herkese açık. Üniversite görevlisi de olsan beni çimlerden uzaklaş tırmana izin vermeyi reddediyorum. Kütüphanelerini istediğin kadar kilitle; zihninin özgürlüğünü ne bir kapı ne bir kilit ne bir sürgülüyle kısıtlayabilirisin
Napoleon'un da Mussolini'nin de kadınların yetersizliğini bu derece israrla vurgulamasinin sebebi budur; zira kadınlar yetersiz olmazsa onlar da kendilerini dev aynasında göremezler. Bu, erkeklerin kadınlarına duyduğu ihtiyacı kısmen açıklıyor. Kadının eleştirel bakışı altında huzursuzlanmalarıni da; kadının, bu kitap kötü, bu resim başarısız vesaire gibi bir yorum dile getirdiğinde aynı eleştiriyi yapan bir erkeğe kıyasla katbekat acı ve öfke uyandırmasını da açıklıyor. Çünkü kadın gerçeği söylemeye başlarsa dev aynasındaki beden küçülür, hayatla uyumunu yitirir
Belki de profesör, kadınların yetersizliğini biraz fazlaca vurgularken aslında kadınların yetersizliğiyle değil de kendi üs tünlüğüyle meşguldü. Nevri dönmüş halde, üstüne basa basa koruduğu şey buydu çünkü bu onun en nadide, en kıymetli mücevheriydi.