“…bazen öyle sıkıntılı, öyle bunaltıcı anlarım oluyor ki, gerçek bir hayatı yaşamaya gücümün yetmeyeceğini; gerçekleri, önümde akıp giden olayları kavramakta çok geri kaldığımı, duygularımın körleştiğini hissediyor, kendi kendime lanet okuyorum.”
“Yedi mühürlü bir küpün içinde bin yıl kapalı kaldıktan sonra mühürleri sökülüp dışarı salınan Hazreti Süleyman’ın ruhunu taşıyormuşum gibi bir duygu içindeyim. Uzun bir ayrılıktan sonra size kavuşunca ruhumda birdenbire binlerce kapak açıldı ve şimdi dilimden dökülen sözcükler seli halinde boşalıyorum, yoksa boğulurum, sevgili Nastenka.”