"İn, git, git ki arzu ejderhası ciğerlerini yesin. Git, git ki hırsların akrepleri, Nemrut gibi seni de kemirsin. Git, git ki dünya leşinden bir köpek eksilmiş olmasın. Git, git ki mert insanların gül bahçesi dolmasın..."
İlerisi hiçlik zirvesidir. Ama buradaki cana can katan gösterişe kapılanlar, yanıp yakılma çukuruna ve kederlenme vadisine düşerler. Burası istek ve ümit cenneti, ilerisi ezelin hiçlik sahasıdır. Burası faydasız gösterişle dolu bir saray, burası her ziyaretçisini işkencelerle mahveder bir misafir evi, ilerisi zevk ve hürriyet fezası, ilerisi serbest bırakma ve birlik âlemi, burada kalanın yeri, inleme ve âh etme köşesidir. Öteye giden dert ve acıdan kurtulmuş, yersizdir. Burada kalan istek ve açgözlülüğe, hırs ve ümide esirdir. İleri gidenin taht yeri, bitmez, tükenmez feza, esir sahasıdır. Mert ol, aldanma, sebat et!