Dorian Gray benim gözümde başlangıçta temiz ve güzellik denen varlığa sahip ama bir o kadar da hayattan, düşünceden uzak bir genç. Hatta kendi güzelliğinin de farkında değil, daha sonra ise tam tersi... Ressam Basil ise erdem ve güzellikten yana olan biri. Bir de Lord Henry var kısaca hedonizm timsali... Kitap bu 3 kişi üzerine kurulmuş.Fakat bu 3 kişi dışındaki karakterler de bir o kadar hayatın içinde ve anlamaya değer.
Kitabı okurken düşüncelerim ve hislerim şu şekildeydi başlarda; Basil karakterine ayrı bir saygı ve sevgi duydum. Dorian benim gözümde güzel, saf ve her şeyden bir haber bir karakterdi. Lord Henry ise çok itici gelmişti. Roman ilerledikçe Basil karakteri ve içselleştirdiklerinin yerine kitapta Lord Henry karakterinin zekasına ve düşüncelerine kapılmadan edemedim. Dorian karakteri Lord Henry ile adım adım kendi güzelliğine, gençliğine ve hayatın zevklerine kendini kaptırdı ve naçizane gözümde bir şeytana dönüştü. Kitapta içime işlemeyen bir şeyler olsa da bence okumaya değer, düşünsel anlamda derinlikler barındıran bir kitap. Ben ne kadar uzak olsam da dönemine ait birçok şey barındırıyor fakat benim için çok anlamlı değildi çünkü o alanda bir birikimim yok. Belki diğer okuyuculara daha anlamlı gelmiştir. Kitabı okurken aşka, insanın iç dünyasına, duygular ve arzulara, insandaki ruhun yerine, topluma ve dine, insan ilişkilerine, insandaki benlik arzusuna dair birçok şeyi düşündüm diyebilirim.