Çok şeyi olan değil, çok veren zengindir. Bir şeyi yitirmekten korkan istifçi, ne kadar çok şeyi olursa olsun, ruhbilim dilinde yoksul ve yoksun bir kişidir. Ancak kendinden bir şeyler verebilen kişi zengindir.
Spinoza tavırlar arasında, etken ve edilgen tavırlar olarak "eylemler" ve "tutkular" biçiminde ayrım yapar. Etken tavır uygulamasında kişi özgürdür. Kendi eyleminin efendisidir. Edilgen tavır uygulamasında ise kişi kullanılmaktadır, kendisinin bile fark edemediği bir dürtünün nesnesi durumundadır. Böylece Spinoza erdemle gücün bir ve aynı olduğu yargısına varmıştır.Haset, kıskançlık, hırs, her çeşit açlık;bunların tümü tutkudur. Sevmek ise zorlama olmadan sadece özgür olduğunda yaşanabilen, insan gücünü somutlayan bir eylemdir. Sevmek bir eylemdir; edilgen bir duygu değil.Bir şeyin"içinde olmaktır",bir şeye "kapılmak"değil. En genel biçimiyle sevmenin etken yapısı, sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir.