Allah Resûlü Hz. Fâtıma’yı “ ümmü ebîhâ”, babasının annesi diye severdi. Ona çok düşkündü. “ Fâtıma benden bir parçadır. Ona eziyet veren şey bana da eziyet verir.” buyururdu.
( Müslim, Fedâilü’s- Sahâbe,94)
Hz. Hatice’nin Allah Resûlü ile yaşadığı muhabbet dolu aile hayatı yüzyıllar boyu inanan nesiller için eşsiz bir örnek oldu. Öyle ki kurulan her yeni ailenin bu ideal yuva gibi olması arzusuyla evlenen çiftlere yapılan nikah Duasında şu cümleler yer aldı: “ Allah’ım bu iki insanı birbirine kaynaştır. Tıpkı Hz. Muhammed ile Haticetü’l- Kübrâ’yı birbirlerine kaynaştırdığın gibi.”
Nebî’ye indirilen Kelâmullah’ın şahidi oldu gözleri. Vahyi yazdı elleri. Peygamberinin dilinden Âyetleri işitti, dimağına her birini özenle yerleştirdi. O, Kur’an’ın canlı şahidi, onu ilk muhafaza eden Hafızlardan biri idi.
Sakin bir kişiliğe sahip olan Hz. Osman, Allah Resûlü’nün ifadesiyle “ kendisinden Meleklerin bile utanıp çekindiği” hayâ timsali, güzel ahlakıyla meşhur bir mümindi.
( Müslim, Fedâilü’s- Sahâbe,26)