Yaşamak, öyle elinize kahvenizi alıp kafa dağıtmak, sakinleşmek için okunacak, akıp giden düz bir eser kesinlikle değil. Cahit Zarifoğlu bu kitapta bize kronolojik, rahat bir hayat hikayesi sunmuyor. Belirli tarihler üzerinden, adeta parça parça öykülerle kendi dünyasını açıyor ama bunu yaparken sürekli geçmişten geleceğe, gelecekten geçmişe gidişli gelişli mekikler dokuyor. Zamanlar arasındaki bu amansız trafik ve anlatımın parçalı yapısı, okuyucunun zihnini fazlasıyla yoruyor. Kitap insana pratik dersler vermiyor ya da sığınılacak huzurlu bir köşe vadetmiyor. Kelimeleri, dili ağır olmasa da kurgusundaki o zamansal sıçramalar ve bıraktığı his, insanı çok başka ve ağır bir yükün altına sokuyor.
Bir Deli ile Evlendim, okurken beni hem meraklandıran hem de içten içe sürekli sorgulatan bir kitap oldu. Aslında eserin ismi daha en başından itibaren okuyucuda ters köşeli bir algı oyunu yaratıyor. Kitaba başlarken evlenilen kişinin "deli" olduğunu düşünsek de, hikaye ilerledikçe karakterin o bitmek bilmeyen çılgınlıkları ve sinir krizleri karşısında insan kendine "Harbiden deli bu kadın!" demekten alamıyor.
Hikayenin bu yönüyle kesinlikle merak uyandırıcı ve sürükleyici bir tarafı var; ancak okuma süreci boyunca zihnimde hep "Bir şeyler tam oturmuyor" hissi bana eşlik etti. Özellikle karakterlerin o çok hızlı duygu değişimlerinde, tepkilerinde ve aralarındaki diyaloglarda bir tutarsızlık sezdim. İnsan gerçek hayatta bu kadar keskin ve yapay dönüşümler yaşamaz diye düşünmeden edemedim. Batılı bir kadının yaşadığı o derin yalnızlık içime dokunsa da, kurgudaki bazı mantık hataları ve dildeki uyumsuzluklar hikayeyle arama bir mesafe koydu. Kısacası, bana evlilik ve maneviyat üzerine güzel pencereler açan ama o hissettiğim tutarsızlıklar yüzünden edebi gerçeklik açısından beni tam olarak içine çekemeyen, yarım kalmış bir tat bıraktı.