Kurt Goldstein’a göre insanın medar-ı iftiharı olan zihnini, sadece soyut ve kategorik olan şeyler oluşturur. Beyin hasarının etkisiyle kişi, somutluğun o insanlık dışı bataklığına saplanarak, o yüksek gerçekliği kaybeder. Eğer kişi “soyut-kategorik tavrını” veya “soyut ile düşünme” becerisini yitirirse geriye sadece önemsiz ve erksiz bir “ilkel” kalır.
Ben bu söylenenlerde bir terslik olduğunu düşünüyorum; çünkü gerçekliği “gerçek” ve canlı kılan, ona kişisellik kazandıran ve bir anlam veren somutluktur ve bu da en temel şeydir.
“Bazen sonsuz uyumun varlığını hissedebildiğiniz 5-6 saniyelik zaman dilimleri olur... Bu anların yaşattığı en kötü şey ise, ürkütücü bir berraklık ve esrime duygusudur. Eğer bu durum beş saniyeden uzun sürerse ruh buna katlanamaz ve uçup gider. Bu beş saniye içinde tüm varlığımı bütünüyle yaşar, gerekirse bunun için hayatımı bile veririm. Üstüne üstlük büyük bir bedel de ödemiş olduğumu düşünmeden...”
-Dostoyevski (Ara sıra yaşadığı epileptik auralar hakkında)