Mercan

Mercan
@_Mercan
Denizli
7 Kasım
13 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Hatıralarımızın izleri zihinsel ufkumuzun çok daha ötelerinde, subkortikal düzeyde yerleşmiş olan çok eskiden yaşanmış ve beyinde yer etmiş hatıra kazıntılarına benzer şekilde, sinir sistemimize bir daha asla silinmeyecek şekilde kazınmıştır.
Reklam
Dostoyevski’nin de “fiziksel nöbetleri” veya nöbetin başlangıcındaki “karmaşık zihinsel durumları” vardı. Bunlardan şöyle söz etmişti: “Siz sağlıklı insanlar, biz epileptiklerin nöbetimiz başlamadan az önceki saniyede neler hissettiğimizi hayal bile edemezsiniz... Bu mutluluk bir saniye mi, bir saat mi, yoksa bir ay mı sürer, bilmiyorum. Ama inanın bunu hayatın bütün zevkleriyle bile değişmezdim.”
Esther Salaman'ın "istemsiz hatırlamalar"la ilgili çok hoş bir kitabı vardır.1970 senesinde basılan kitabın adı Anlar Koleksiyonu'dur (A Collection of Moments). Orada Esther Salaman, “kutsal ve değerli çocukluk anılarının” korunması ve hatırlanması mecburiyetinden bahseder ve bunun eksikliği halinde insanın hayatının ne kadar fakir ve köksüz olacağını anlatır. Çocukluk anılarını hatırlamanın ne kadar büyük bir keyif verdiğini, bu anıların kişiye hayatın gerçekliğini daha çok hissettirdiğini söyler. Kitabında bu konuyla ilgili Dostoyevski ve Proust başta olmak üzere pek çok yazardan otobiyografik alıntılar vardır. “Hepimiz geçmişimizden sürülmüşüz,” diye yazar, işte bu yüzden geçmişi hatırlamaya ihtiyacımız vardır.
Varlığımızın en güçlü yanı, kendimize yabancılaşmadan özgün bireyler olarak yaşamımızı devam ettirmemizdir. Bu güç, herhangi bir itkiden ve hastalıktan daha da kuvvetlidir. Genellikle zafer sağlığındır.
“Biz, birbirini akıl almayacak hızda, sürekli bir akış ve hareket içerisinde izleyen farklı duyumların bileşkesinden başka bir şey değiliz.” Yani Hume için kişisel kimlik bir uydurmacadır. Aslında biz varolmayız. Biz ancak art arda gelen algı ve duyumlar olabiliriz. Bu, normal bir insanın içinde bulunduğu bir durum değildir. Çünkü normal insan kendi algılarına sahiptir. Bu algı ve duyumlar sadece bir akış içinde olan yığınlar değildir. Kişinin benlik ve bireyselliği içinde bir araya getirdiği ve sahiplendiği şeylerdir.
Reklam