Ahmet Diker

Ahmet Diker
@_Merdmgiriz_
Allahtan başka kimden ne bekliyorsan hepsi seni hayal kırıklığına uğratacaktır.
Bir kadın Halife Ömer bin Abdulaziz'in evini sordu, halifenin hanımına derdini anlatacaktı. Gösterilen evin avlusundan girdiğinde çatısı yıkılmış, eski, sıvaları dökülmüş bir ev gördü, şaşırdı ve o esnada halifenin hanımı Fatma binti Abdulmelik geldi. Avlunun kenarında bir adam da çamur karmış duvarları sıvıyordu. Kadın, halifenin hanımına "Birşey diyeceğim ama şu adam bize bakıyor, sanki bizi dinliyor gibi" dedi. Fatıma: "O Emirülmüminin Ömerdir." dedi. Hayretten ağzı açık kalan kadın "Burası emirülmüminin mi evidir? Burası bir harabedir." dedi. Halifenin hanımı şu ibretlik cevabı verdi: "Halifenin evi harabe gibi olduğu için halkın evi mamurdur, eğer halifenin evi mamur olsaydı halkın evleri harabe olurdu."
Sayfa 350
Reklam
İnsan, gıdâ-i maddisinin iyisine, fenâsına nasıl dikkat ederse gıdâ-i manevisi demek olan malûmâtının sahih ve fasid'ine de öylece dikkat etmelidir. Her bulduğunu kıtık yastık doldurur gibi midelerine dolduranlar o nâzik uzvu nasıl ifsâd ederlerse, her gördüğünü, her istediğini malûmât diye dimağına dolduranlar da o uzv-i mühim ve nâziki rahnedâr ederler. Çünkü asıl ve esası olmayıp akla münâfi, şer'e mugâyir olan her şey insanın itikâdât-ı sahihâsını ihlâl eder. Fikir ve vicdan üzerinde de pek vahim neticeler tevlid eder.
Sayfa 188·Kitabı okuyor
Bir hissin, bir emr-i vicdânî ve i'tikâdînin terbiye ve tenmiyesinde, devâm ve bekâsında filin pek büyük te'siri vardır. Binaenaleyh ibâdât ile evâmire fiilen imtisâl ile ne derece mesgûl olunursa itikâdât ve vicdâniyyâtımız da o kadar kuvvetli, o derece metin, o nisbette temiz olur. Ibâdette gösterilen zaf ve lâkâydi nisbetinde i'tikâda da zaf ârız olur. Mademki böyledir, itikadın kuvvetli kalması için ibâdât ve tâata devam ve ferâiz-ì İlâhiyyeye riâyet olunmak icâbeder. Ferâiz-i làhiyyeyi, evâmir-i diniyyeyi icrâda büsbütün tekâsül gösteren şahıslardan hakiki hissiyât-ı diniyyenin kesb-i za'f etmesi ve bilâhere zevâl bulması pek muhtemeldir. Çünkü ef'âlin hissiyâta te'siri bur emr-i muhakkaktır.
Sayfa 184·Kitabı okuyor
Çünkü Müslümanlıkta amel-i hâlis rızâi İlâhiden başka maddi ve manevi hiç bir şey karışmayan ameldir; ve Müslümanlar amellerini bu mertebeye çıkarmakla memurdurlar. Amel itibariyle bu mertebeyi ihrâz edememiş olanların ind-i ilâhide amelleri makbul olamayacağı sâhib-i şerîat Efendimiz (s.a.s.) tarafindan gayet sarih bir ifâde ile bildirilmektedir. "Ey nâs; amâlinizin livechillâh olmasına, ona başka hiç bir niyyet karışmamasına dikkat ediniz. Zira Allah-ü Teâlâ amâlden ancak hâlis olarak kendi rızası için yapılmış olanlarından başkasını kabul etmez."
Sayfa 134·Kitabı okuyor
Tâbiin devrinde yetişen fâzılât-ı nisvân-ı islâmiyye den Râbia tül-Adeviyye'ye "imanın hakikati nedir?" diye soruyorlar. Şu yolda cevap veriyor: "Allahın ne cehenneminden korktuğum, ne de cennetini sevdiğim için ibâdet etmiş değilim, yoksa kötü bir hizmetkârdan ne farkım kalır? Ben ona muhabbetimden, iştiyâkımdan dolayı ibadet ederim.
Sayfa 133·Kitabı okuyor
Reklam