Psikolojik hastalıkların acısı olsaydı şükretmek gerekirdi, çünkü insanı tedaviye sevk ederdi bu. Ama ne yazık ki bu hastalıkların acısı yoktur. Gurur ve bencillik hastalığı acısızdır, diğer günahlar da öyledir. Hiçbir acı hissettirmeksizin kalbi ve ruhu çürütüverir. Bu hastalıkların acısı olmadığı gibi görünüşte tatlıdır da. Gıybet sohbetleri mesela bir hayli koyu ve tatlıdır. Bütün günahların kökü olan nefsine düşkünlük ve dünyaya düşkünlük zevk vericidir aynı zamanda...
Kimi zaman Asi ve Günahkar insan Haktan uzaklaşma ve fazla günah işlemine neticesinde Karanlığa ve cehaleti öylesine hesaplanmaktadır ki, şeytanın vesvesesine bile gerek kalmamaktadır artık, bizzat kendisi şeytanın rengine bürünüvermektedir.
Emir'el Mü'minin Hazreti Ali'nin izleyicisi olduğunu iddia eden sizler, hiç olmazsa o büyük insanın hayatını biraz mütalaa edin, bakın bakalım o hazreti zerrece izliyor musunuz, zerrece onun izinde misiniz gerçekten? O hazretin zühtünden, takvasından sade ve gösterişsiz hayatından neler biliyor, ne kadarını bizzat uyguluyorsunuz siz? O hazretin zulme, haksızlığa ve sınıf ayrıcalıklarına karşı verdiğiği mücadeleleri, zulme uğrayan mazlumlara verdiği samimi destek ve içten yardımları toplumun emekçi ve yoksul kesimine el uzatıp yardım edişini biliyor, bunları anlayabiliyor musunuz gerçekten?