Halihazırda, özel mülkiyetin varlığı, bir sürü insana çok kısıtlı bir bireyselliğini geliştirme imkanı veriyor. Bu kişiler ya hayatlarını kazanmak için çalışmak zorunda değiller, ya da onlara kendilerine gerçekten uygun olan, zevk aldıkları etkinlik alanını seçme fırsatı veriliyor.
Öte yanda ise, mülk sahibi olmadıkları için ve her zaman düpedüz açlıktan ölme sınırında oldukları için, yük hayvanı gibi çalışmak zorunda olan insanlar var. Yaptıkları işler onlara hiç uygun değil; onları muhtaç olmanın akıldışı, aşağılayıcı zorbalığı yüzünden yapmaya mecbur kalıyorlar.
Bu ülkede en çok ne istiyoruz? İnsanlar mutlu olmak istiyor... bu doğru değil mi? Bunu hayatın boyunca duymadın mı? Mutlu olmak istiyorum, diyorlar. Eh, öyle değiller mi? Onları sürekli hareket halinde tutmuyor muyuz? Hepimiz bunun için yaşıyoruz, değil mi? Zevk için, heyecan için? Kültürümüzün bunları bol bol sağladığını da kabul etmelisin.