Ölümün gözdelerinin varlığına rağmen adil olduğunu fakat yaşamın bencil ve insafsız olduğunu biliyordu. Yaşam, haksızlık yapmaktan çekinmezken ölüm... Ölüm, dürüsttü.
"Onlar açgözlü kimselerdi. Kendilerine olan bağlılıkları dünyalarına olan bağlılığın önüne geçmişti. Dünyaya aydınlığı bahşedecek ışıklara dönüşmek üzere olan çiçekleri koparırken duraksamadılar bile."
Onu büyüleyen şey her neyse, kadının güzelliği değildi sanki. Başka bir şeyler vardı bu kadını etkileyici kılan. Gözlerindeki yıldızlardı belki ya da ölümsüz yaşamı boyunca himayesine aldığı öyküleri bunca zaman taşıyabilmiş olmasıydı. Ozan'ın hiçbir zaman olamayacağı kadar güçlü oluşuydu belki de, kim bilir?