“Çünkü erkeğin ilgisi cinsel yöndedir ve kadının ilgisi ise çok daha bütündür; o yalnızca cinsel ihtiyaç değildir. Seks bu bütünlüğün içinde bir kısım olabilir. Ancak erkeğin ilgilendiği şey cinseldir; diğer her şey sadece dekoratiftir, elzem değildir. O sürekli olarak seksle ilgilenir.
Bunun basit nedeni onların cinselliklerinin çok farklı olmasıdır. Erkeğin cinselliği bölgeseldir; onun cinselliği cinsel organlarla sınırlıdır, o tüm bedenine dağılmamıştır. Kadın bütünüyle cinselliktir, onun tüm bedeni cinselliktir, o sadece cinsel bölgelerle sınırlı değildir. Bu yüzden bir kadın gerçekten sevişmeye başlamadan önce daha uzun süreli ön sevişmeye ihtiyaç duyar.
Ve erkek her zaman acelecidir; onun aşkı sadece bir vur-kaç meselesinden ibarettir. Kadın henüz ısınmamıştır bile ve erkek giyiniyor ve dışarı çıkıyordur. Erkeğin işi bitmiştir. Onun cinselliği cinsel bölgelere aittir. Kadın daha bütündür; onun tüm bedeni derin bir cinsellik barındırır. Onun tüm bedeni katılmadığı sürece orgazm deneyimini yaşayamaz. Ve şayet o orgazm tecrübe edemezse seksle ilgilenmemeye başlar. Bu yüzden evli kadınlar seksle ilgilenmezler. Erkeğin bütün ilgisi seks üzerinedir.”
Evli olmayan erkek köksüzdür, beslenmez, sıcaklık yoktur. O soğuktur, soğuk bir dünyada yaşar; o büzüşmeye ve ölmeye devam edip durur. Kadın sıcaklık verir, yaşam verir, onun yuvasında hissetmesini sağlar, onun bir arada kalmasını sağlar. Kadın olmadan erkek dağılmaya başlar.
Kadın dünyanın yarısıdır: Şayet dünyanın bu yarısına da söz hakkı tanınsaydı tarih başka olurdu. O daha barışçıl, daha sevecen, daha duyarlı, daha estetik olurdu. Hâlâ kadının saf bir şekilde, bozulmadan, etki altında bırakılmadan kendisi olmasına izin vermek için zaman vardır. Ve daha iyi bir dünyamız ve daha iyi bir insanlığımız olacaktır.