Ruhefza

ne sesinin ne de gözlerinin ötesine geçemeyeceği uçurum var..
El Mustafa, Karima'ya baktı, şöyle dedi: "Herkese bilge demiyorsan eğer bana da deme. Ham meyveyim ben hâlâ dalına tutunan ve daha dündür yalnızca filiz olduğum gün. İçinizden kimseye aptal deme bir de. Zira ne bilgeyiz ne de aptalız. Biz hayat ağacındaki yeşil yapraklarız yalnızca ve hayatın kendisi bilgelikten de aptallıktan da öte. Hem çektim mi kendimi sizden? Ruh severek yol almadıkça uzaklık olmaz, bilmez misin? Ve alırsa şayet o yolu ruh, o da kalbinin ritmine dönüşür. Dostsuz komşunla arandaki mesafe, yedi kara ve yedi deniz ötede yaşayan çok sevdiğin kişiyle olan mesafeden çok daha fazladır. Hatırada mesafe yoktur. Ancak ne sesinin ne de gözlerinin ötesine geçemeyeceği uçurum vardır unutulmada.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Alıntı
Sabır imandandır
Bir başkasından kişiliğini hedef alan, onuruna dokunan bir söz işittiğinde bunu söyleyeni görmezlikten gelerek affediver. Zira böyle yapmak yapılan işlerin en zoru bir o kadar da en değerli olanıdır. Bu konuda Hz. Ömer [ra] şöyle demiştir: "Allah'tan korkup çekinen, öç alma duygusunu yerine getiremez. O'ndan sakınan her istediğini yapamaz. Kıyamet günü olmasaydı, şu anki müşahede ettiğin şeylerin tersi gerçekleşmiş olurdu."
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı
Bakımı olmazsa yıkılır ev. Bakımı olmayınca insan da yıkılır.
"Ev yıkılır bakımı olmazsa." "Kim bakacak be teyze? Biz kasabadayız. Bir kasabada evimiz var, bir de hanımın köyünde. İkisine zor bakıyoruz. Köydeki eve bile bir ay gitmeyince örümcekler basıyor. Yıkılır gider ev. Eski zaten. Onu da çocukları düşünsün, değil mi ama?" Bakımı olmazsa yıkılır ev. Bakımı olmayınca insan da yıkılır. İkisi birbirine dayanak olacak ki ikisi de yıkılmasın. Ev insanın en büyük yoldaşı..
Sayfa 167·Kitabı okudu
Alıntı
Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazmayı nasip etmesin.
İki gazeteci, Hakkı Tarık Us'la, Rûşen Eşref Ünaydın, ölümünden birkaç gün önce M. Âkif'i ziyarete gelmişlerdi. Sohbet İstiklâl Marşı'na geldi ve üstatada değiştirilip değiştirilmeyeceğini sordular. Hasta yatağından doğruldu Mehmet Akif. "Bu İstiklâl Marşı'nı kimse yazamaz" dedi, "ben dahi yazamam." Sonra yatağına yerleşti ve şu niyazda bulundu: "Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazmayı nasip etmesin."
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Alıntı
"Zaman: Zamân-ı Ulûm!"
Yine Fatih Kürsüsünde isimli bölümde cehaletin ülkeyi nasıl felaketlere sürüklediğini dile getirir: Felâketin başı, hiç şüphe yok, cehâletimiz; Bu derde çâre bulunmaz -ne olsa- mektebsiz; Ne Kürd elifbayı sökmüş, ne Türk okur, ne Arab; Ne Çerkes'in, ne Lâz'ın var, bakın, elinde kitâb! Hülâsa milletin efrâdı bilgiden mahrûm. Unutmayın şunu lâkin: "Zaman: Zamân-ı Ulûm!"
Sayfa 56·Kitabı okuyor
Alıntı