İnsanlarla uğraşmayı sevmiyorum. İnsanların arkasından konuşmayı sevmiyorum. Bir tartışmanın içinde gereksiz yere kalmayı sevmiyorum. Kalp kırmayı sevmiyorum. Başkalarıyla uğraşıp onların kalbini acıtmayı sevmiyorum. Acıtacağım biri varsa o da benim. Benim kusurlarım, benim yanlışlarım bana zaten yetiyor. Benim ihmallerim, eksikliklerim yeterince canımı yakıyor. Başkalarıyla uğraşmaya ne takatim ne de vaktim kalıyor.
Zulmün olmadığı, zalimin alkışlanmadığı, mazlumun öncülüğümüzden gurur duyduğu bir dünya hayal ediyorum. Zalimlerin çiçeklerle karşılanmadığı, zalimlerden utanılan bir dünya hayal ediyorum. Zulme bulaşan birinin, "Eyvah, ben ne yaptım!" dediği bir dünya... İşte bunu ancak maziye baktığımızda, atalarımızın kurduğu dünyayı gördüğümüzde hayal edebiliriz. Çünkü onlar öyle bir dünya için savaştılar.
Yaralarımızı bizden başka hiç kimse göremediği için, bizden başka hiç kimse de iyileştiremez. İlişkilerimiz geçmişten kalan alacaklarımızı tahsil edeceğimiz vezneler değildir. Varlığınızın derinlerindeki yaraları fark edip, kokuşmuş sargı bezlerini atıp, cesur bir iyileştirme planını göze almadığımız sürece etrafa anlamsız tepkiler verip durabiliriz.