Yoksulluğun zihin üstündeki etkisini; servetin zihin üstündeki etkisini; o sabah gördüğüm, omuzları kürklü, tuhaf, yaşlı beyefendileri düşündün ve biri ıslık çalınca birinin koştuğunu hatırladım; şapelde gürleyen kilise orgunu ve kütüphanenin kapalı kapılarını düşündüm; dışarda bırakılmanın hiç hoş olmadığını düşündüm; kilit altında tutulmanın belki daha da kötü olduğunu düşündüm; cinslerden biri güvenlik ve refah içinde yaşarken diğerinin yoksunluk ve emniyetsizlik içinde yaşamasını, geleneğin ve geleneksizliğin yazar zihni üstündeki etkisini düşündükten düşündükten sonra da nihayet günün buruşuk parşömeni, savları ve izlenimleriyle, öfkesi ve gülüşüyle birlikte rulo yapıp çalı çitin içine atma vaktinin geldiğini düşündüm.
Ama o zamanlar devir inanç çağıydı ve bu taşlar derin bir temele yerleştirilsin diye oluk oluk para akıtılıyordu; duvarlar örüldüğünde de, burada ilahiler okunması ve alimler yetiştirilmesi için kralların, kraliçelerin ve büyük soyluların cebinden daha da fazla para akıtılmıştı.
Dudaklarımdan yalanlar dökülecek ama aralarına hakikat karışabilir; bu hakikati arayıp bulmak ve herhangi bir kısmının elde tutmaya değer olup olmadığına karar vermek size kalmış.