İyi güzel de, çocuğun öykündüğü anne-baba ile toplum, egemen toplumdan farklıysa ve çocuğun öykündüğü annesinin dili ve kültürü, Türk kökenli bir çocuğunkinden farklıysa, ne olacak bu işin sonu! Kürtçe dinlediği Mem û Zin, Zaloğlu Rüstem, Demirci Kawa, Newroz türünden efsane, destan, menkıbe ve masal kahramanlarına öykünen çocuk, bu kez Ergenekon, Dişi Bozkurt Asena gibi masalları kendi dünyasına yabancı bulduğunda, okuldaki temel eğitim amacına ne kadar ulaşmış sayılabilir? Gelişmesi güdük kalan bir çocuktan sağlıklı bir yurttaş, sağlıklı bir insan olması beklenebilir mi?
"Hakkari'de Bir Mevsim" romanının yazarı Ferit Edgü, bölgede inceleme yaparken Türkçe'den başka bir dilde konuşan insanlarla karşılaşınca başlangıçta çok şaşırmış; ardından bu insanları sürekli gözleyip ruh hallerini anlamaya çalışmış. Edgü, kaleme aldığı "O" isimli romanında anadillerini konuşamayan insanların iç dünyasındaki bunalımlara ayna tutmaya çalışmış. Hakkarili köylülerin duygu ve düşüncelerine sosyo-kültürel bakımdan tercüman oluvermiş.
Amerikalı düşünür ve dilbilimci Noam Chomsky, 16-22 Şubat 2002 tarihli Yedinci Gündem dergisinde yayımlanan söyleşisinde; "Bilimde dil-lehçe ayrımı yoktur; lehçe dilin bir çeşididir" derken İngilizce'yi bile bir lehçe sayabiliyor.