- Nasıl ayrılmıştık biz seninle? Daha önce kaç kez kavuşup ayrı düşmüştük? Bu kaçıncı seferimizdi dünya üzerinde?
- Hayat tam da bu değil mi? Nefes alıyorsun, ciğerin yanıyor, sonra alışıyorsun bu yangına…
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
- Sen beni nasıl hatırlamadın sahi? Sen beni neden her seferinde unuttun? Dünyaya her gelişimizde ayırıp ayırıp aynı şehre atıyordu bizi hayat. Birbirimizi bulmak ödevimizdi.
- Bazen yan yana yürür, konuşmaz, yine de anlaşırdık.
- Neden bu kadar özlüyordum seni, sana bakarken? Birbirimizin kalbinde ‘yine’ yeni yaralar açmamız muhtemelken bile, sarıldıkça bir parça da olsa azalmaz mıydı bu çok özlemenin sızısı?
- Bir gün kavuşacağımıza dair tuttuğum inanç defterime bir çektik atardım.
- Çocukluk ne salakça bir özgüven ve özgürlük veriyor insan kalbine. Aslında gelecekte çok çok lazım olacak bu iki duyguyu büyürken bir yerler de düşürüp kaybettiğimizi nasıl fark edemiyoruz acaba?
- Her kuşak bir gün gömer çocukluğunu, yeni gelenlerin devri dönsün diye. Yıkılanların altında çocukluğumuz kaldı. Üzerine yeni apartmanlar, caddeler, alışveriş merkezleri yapıldı.
- Seni sevmek dünyanın dönmesi gibi kendiliğinden bir eylemdi benim için.
- ‘İlla ki sen!’ yazardı mesela bir arabanın arka camında. Senden bana bir fısıltı sayardım bu sözü.