Kitaplığınızdaki size ait olan kitaba baktığınızda bir kitaptan fazlasını görürsünüz. O kitabın binlerce baskısı olsa da anılarınıza değmiş o kitap bir tanedir.
İnsanlar ormanları kesti, bataklıkları kuruttu, barajlar inşa etti, ovaları suladı, binlerce kilometre demiryolu döşedi ve gökdelenlerle dolu metropoller kurdu. Dünya Homo Sapiens'in isteklerine uygun hale getirildikçe habitatlar ve türler yok oldu. Bir zamanlar yeşil ve mavi olan gezegenimiz, plastik ve betondan bir AVM'ye dönüştü.
Homo sapiens en çok bitki ve hayvan çeşidini ortadan kaldıran tür olma rekorunu elinde tutuyordu. Biyoloji tarihindeki en ölümcül tür olmak gibi şaibeli bir özelliğimiz var.
(...)
Ne kadar çok türü ortadan kaldırdığımızı bilseydik, hâlâ hayatta olanları korumak için daha istekli olurduk. Bu, özellikle de okyanusların büyük hayvanları için geçerli.
Biz buğdayı evcilleştirmedik. Buğday bizi evcillleştirdi. Evcilleştirmek (domestikasyon) Latincedeki domus (ev) kelimesinden türemiştir. Evde yaşayan ise buğday değil, Sapiens'tir.
Bu memlekette değerli ve başarılı yaşamak için Türk'ten başka bir şey olmak gerekiyor. Memleketimizde Alman, İngiliz, Fransız, Rus nüfuzu her gün bizi biraz daha kaplayarak boğuyor. Her birimiz pek sebebini bilmeyerek bu yabancı milletlerden birinin taraftarı, gafilce övücüsü, isteklerinin destekleyicisiyiz. Onlarsa şüpheli iyilikseverleri ve maksatları istekleri açısından neredeyse birbirinin aynıdır.
...Hikaye malum ya: Sultan 2. Mehmet, fetihten önce Rum imparatoru Konstantin'den bir öküz gönünün örtebileceği kadar bir yer talep etmiş. İzin almayı başarınca gönü, soğan zarı inceliğinde