Yoksulluk, gelir dağılımının ve “zengin” kesimin bu kadar göz önünde olduğu devrimizde daha ağır, daha zor bir durum artık. Sanayi devriminden önce başkentler dışında derebeyleri ve birkaç toprak ağası dışında zengin bulunmazdı ve insanlar yoksulluklarını hissetmez, zenginliğin ihtiyaç olan bir durum olduğundan haberleri bile olmazlardı. Günümüzde hayat standartları bizi daha fazla kazanmaya zorluyor. Haliyle hayatımızdan zevk alamıyoruz. Daha fazla çalışıyoruz, daha fazla para kazanmak için uğraşıyoruz, senelerimizi kredi ödemek için heba ediyoruz. Sonuç olarak da daha fazla mutsuzluk elde ediyoruz. Mutlu olmayı beceremediğimizden değil, mutlu olmak istemediğimizden mutlu olamıyoruz. Bu halimiz de içimizden “düşünen” insanlara hikayeler haline geliyor. Jose Mauro De Vasconcelos, Brezilya’nın yoksulluğunu iliklerine kadar yaşamış bir yazar. O, yoksulluğu ve hiçbir şeye sahip olamadan geçen çocukluk çağını çok iyi bilen birisi. Kendi deyimiyle 12 günde yazdığı ama 20 yıl içinde tuttuğu kitabında da bu göze çarpıyor: Şeker Portakalı. Minicik bir çocuğun acıyla tanışmasını konu edindiği kitabı dünyayı etkilemeye devam ediyor.