Berkay

Berkay
@_acephale
Moda Fotoğrafçısı - Fotoğraf Eğitmeni
Lisans
Australia
585 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Umutsuzluğun sağlamlığı, yavaş zevki, kararlı sertliği hissetmek, sert ve kurbandan çok ölümün güvencesi olmak. Umutsuzluktaki zorluk onun bütün olmasından ileri gelmektedir: Bununla birlikte yazdıkça sözcükler elimden kaçmaktalar... Umutsuzluğun özündeki bencillik: Onda iletişime kayıtsızlık doğmaktadır. En azından “doğmaktadır” çünkü... yazıyorum. Diğer taraftan sözcükler insan varlığının yaşadığını yeterince belirtemiyorlar. “Umutsuzluk” diyorum, anlaşılmam gerekiyor: Soğuğun dibinde, ağır, kaderime adanmış bir ölü kokusu solurken –bir hayvanın yavrularını sevmesi gibi– kaderimi severken ve artık hiçbir şey istemezken çözülen ben. Sevincin doruğu sevinç değildir çünkü sevincin içinde onun biteceği anı hissederim ama buna karşılık umutsuzlukta, sadece ölümün gelişini hissederim: Ölüm için korkulu bir istek duyarım ama sadece bir istek ve artık başka bir istek duymam. Umutsuzluk yalındır: Umudun ve her aldatmacanın yokluğudur.
Sayfa 60
Felsefe ve Düşünce
Reklam
"Tüm entelektüel işlemin özden durdurulması” ile tin açığa çıkmıştır. Aksi halde söylem tini kendi küçük sıkıştırmasının içinde tutar. Söylem isterse fırtına yaratabilir, hangi çabayı gösterirsem göstereyim, ateşin yanında rüzgâr donamaz. İç deneyle felsefe arasındaki fark temelde, deneyde anlatımın bir araç ve aynı zamanda araç olurken bir engel olduğu ve bundan başka hiçbir şey olmadığından ileri gelmektedir; önemli olan artık rüzgârın anlatımı değil, rüzgârın kendisidir.
Sayfa 35
Felsefe ve Düşünce
Sanki sürekli alçalıyor gerçekliğin normal düzeyi.
Sayfa 50
Ben orta noktasındayım bir kafesle sarkıtılmış, sarkıtılmış bir imgenin içinde. Çıkış noktası geri çekilir, varış noktası yok olur. Ne son vardır ne de başlangıç: Ben duraksamadayım, ne biterim ne de başlarım, dediklerimin ne ayakları ne de kafası var. Kendi içimde döner dönerim ve her zaman rastlarım yine aynı adlara, aynı yüzlere, ve rastlamam hiç kendime
Sayfa 103
Şiir
Sabahleyin saat onda delikanlı unuttu. Kırık kanatlar, bez çiçeklerle doldu kalbi. Gördü bir tek sözcüğün kaldığını ağzında. Eldivenlerini çıkarınca, incecik bir kül döküldü ellerinden. Bir kule gördü balkondan. Bir balkon hissetti kendini, bir kule. Gördü, kuşkusuz, durmuş saatin nasıl baktığını kutudan. Gördü sessizce uzandığını gölgesinin beyaz ipek divana. Ve delikanlı, dimdik, geometrik, kırdı aynayı bir baltayla..
Sayfa 68 - İntihar
Şiir
Reklam