1000Kitap Logosu
ömür hanım
TAKİP ET
ömür hanım
@_aczbirokur
630 okur puanı
02 Ara 2018 tarihinde katıldı.
68
Kitap
15
İnceleme
1.223
Alıntı
86
İleti
Tanıdığın kimse takip etmiyor
Ortak okuduğunuz kitap bulunmuyor
ömür hanım
Kuyucaklı Yusuf'u inceledi.
222 syf.
·
3 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
+Fakat her şey geçer. Her şey unutulur. Kendini bir felaketin içinde kaybetmenin manası yoktur. İnsan birazcık da kalender olmalıdır! -Hiç geçmeyen, hiç unutulmayan şeyler de var, beyefendi! Ölünceye kadar insanın sırtından atamayacağı şeyler de var... Lise zamanlarımda okuduğum bu kitabı yıllar sonra tekrar okumak istedim. Zaten Sabahattin Ali aşığı bir insan olduğum için onun kitaplarını tekrar tekrar okumak gibi bir huyum vardır. Kitap Kuyucak Köyündeki Yusuf'un anne babasının katledilmesiyle soruşturmaya gelen Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey tarafından evlatlık alınması ve Selahattin Bey'in kızı Muazzez ve Yusuf'un aşkını anlatmaktadır. Toplumcu gerçekçi bir roman olan Kuyucaklı Yusuf devlet kademelerindeki görevlilerin tutumları kasabalılar arasındaki zengin kesimin her konudaki güçlü olması - adam öldürseler bile başlarına bir şey gelmiyor.- ve Yusuf'un tüm bunlara baş kaldırması bir eşkiya tipini andırmaktadır. Berna Moran Kuyucaklı Yusuf'u ''Soylu Vahşi Olarak Kuyucaklı Yusuf'' başlığı altında uzun uzun incelemiştir. Oradaki bilgilerden yola çıkarak Kuyucaklı Yusuf'un bir üçlemenin ilk cildi olarak yazıldığı ikinci cildinin bir eşkiya romanı olacağını anlıyoruz. Zaten kitapta yarım kalan Çineli Kübra meselesi ve Yusuf'un ''onda bir şey var o kız böyle kalmaz muhakkak bir şeyler yapacak.'' sözleri bu kanıyı destekler niteliktedir. Eğer Sabahattin Ali katledilmeseydi ve seri tamamlanabilseydi bir İnce Memed kadar etkili olabileceğine inanıyorum. Bütün hayatında kendine göre bir iş bile yaptığını hatırlamıyor, bu ömrü başka birinin yaşadığını sanıyordu. çocukluğu, delikanlılığı, etrafıyla olan münasebetleri hep yabancı bir dünyayla yapılan temaslara benziyordu. şimdi o, kendisine bu kadar uzak bulduğu bu dünyada, ne kadar müthiş azaplar çekiyordu! bunlara ne lüzum vardı? neden böyle korkunç çemberler onu sımsıkı bağlıyor, neden ona yavaş yavaş, sindire sindire en öldürücü işkenceler yapılıyordu? ne için, kim için?" Yusuf'un bulunduğu bu yere yabancı olması her daim bunu sorgulaması sürekli bir arayış içinde olması ama ne aradığını dahi bilmemesi onun bir tututamayan rolünde olduğunu göstermektedir. Aslında daha yazacak çok şeyim var fakat bir eleştirmen değilim ve uzun incelemelerle okuyanları sıkmak istemiyorum. Genel anlamda söyleceklerim bunlardı. İyi okumalar.
Kuyucaklı Yusuf
8.5/10
· 112,5bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
28
ömür hanım
Kendine İyi Davran Güzel İnsan'ı inceledi.
216 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir kitap okudum hayatım değişti.. Klinik psikolog olan Beyhan Budak’ı youtube videolarıyla tanımıştım. Sonrasında sosyal medyada takipte olduğum süreçte sıcak ve samimi sohbetiyle kendime çok yakın hissettiğim bir insan oldu. Kötü şeyler herkesin başına gelir. Önemli olan bundan sonrası. Ya oturup durmadan kendine acırsın ya da canının acımasına rağmen kalkarsın ve yola devam edersin. Kitap bu cümleyle başlıyor ve sonrasında kendinizi bir terapide buluyorsunuz. Kimse bir sihirli değnekle dokunmayacak hayatımıza ama bu sihirli değneği kendi içimizde barındırabilmenin çaresini bulabileceğimiz bir kitap. Kendimi mutsuz ve çaresiz hissettiğim bir süreçte okuduğum bu kitap bana çok iyi geldi. Yer yer gözlerimin dolduğunu dahi hissettim. Umarım Beyhan Bey’i canlı canlı dinleme fırsatı da bulurum. Herkese keyifli okumalar.
Kendine İyi Davran Güzel İnsan
Okuyacaklarıma Ekle
16
ömür hanım
Hasretinden Prangalar Eskittim'i inceledi.
184 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık...
Öyle yıkma kendini, Öyle mahzun, öyle garip… Nerede olursan ol, İçerde, dışarda, derste, sırada, Yürü üstüne üstüne, Tükür yüzüne celladın, Fırsatçının, fesatçının, hayının… Dayan kitap ile Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile Dayan rüsva etme beni. Sıcacık samimi ve bir o kadar da içten dizleriyle mükemmel bir kişilik Ahmed Arif. Ve biricik sevdası Leyla Erbil. Ona olan aşkını haykırdığı bu şiirlerde kayıtsız şartsız ve çıkarsız sevginin ne demek olduğunu anlıyoruz. Buna rağmen Leyla Erbil sevilmek iyi edermiş insanları, ben hiç mi sevilmedim demiştir. Zaten hep böyledir sevgi nankörlüğü denen bir şey vardır insanlarda. Karşılık vermek zorunda değildi ama keşke saygı duymasını bilseydi. Ne diyelim bu dünyadan bir Ahmed Arif geçmiş iyi de ki geçmiş.
Hasretinden Prangalar Eskittim
Okuyacaklarıma Ekle
20
ömür hanım
Bulantı'ı inceledi.
264 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bulantı, varoluşçuluk akımının önde gelen isimlerinden olan Jean-Paul Sartre’nin ilk romanı. “Varoluş özden önce gelir” düşüncesinin temel alındığı bu akımda toplumsal roller, kalıplaşmış yargılar insanda sadece maske görevi görür ve bireyin yaşantısının ne olduğu ve nasıl adlandırılması gerektiği "gerçek öz"ü oluşturmaktadır. Kitap kahraman Roquentin tarafından yazılan günlüklerden oluşmaktadır. Roquentin’in insan hayatının hiçliği, tiksinçliği karşısında duyduğu o bulantıyı aktarmaktadır. Fakat Roquentin sadece dış dünyaya değil kendi iç benliğine de büyük bir tiksinti duymaktadır. Var olmaktayım, işte onu sürdüren benim. Evet ben. Gövde bir kere yaşamaya başlayınca, bu ise kendi kendine devam eder. Fakat düşünceyi ben sürdürür, ben geliştiririm. Var olmaktayım. Var olmakta olduğumu düşünüyorum. Ah, şu varolma duygusu kıvrılan bir yılan gibi ve onu sürdüren benim, yavaşça... Düşünmeyi durdurabilseydim! Çabalıyorum, başarıyorum: Kafamın içi dumanla doluyor gibi... işte yeniden başladı: "Duman...düşünmemek... Düşünmek istemiyorum. Düşünmek istemediğimi düşünüyorum. Düşünmek istemediğimi düşünmemem gerek." Bitmek bilmeyecek mi bu? Kitapta geçen bu bölüm aslında kitabı tamamen özetler nitelikte. Kafka ve Camus etkilerinin çokca göreceğimiz bir kitap. Fakat okumak ve anlamak için Sartre ve varoluşçuluk akımı hakkında bilgi sahibi olmamız gerektiğini düşünmekteyim. Herkese iyi okumalar.
Bulantı
8.2/10
· 13,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
16
ömür hanım
Cesur Yeni Dünya'yı inceledi.
272 syf.
·
7 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Eğer farklıysan, yalnızlığa mahkum oluyorsun.
Huxley’in 1932 yılında yazdığı bilim kurgu tarzındaki bu romanın ütopya mı distopya mı olduğu konusunda kararsızlıklar yaşanmıştır. Kitap Londra Merkez Kuluçka ve Şartlandırma Merkezinin üzerinde yazan CEMAAT- ÖZDEŞLİK- İSTİKRAR sloganları üzerine kurulmuştur. Bu merkezde tek tip robot insan yapımı bölüm bölüm anlatılmaktadır. Burada bebekliklerinden beri insanlara neyi sevip sevmeyecekleri neyi düşünüp neyi düşünmeyeceklerinin bile kararını başkası veriyor. Öyle ki mutsuzluk- hastalık gibi kötü düşüncelerin akla gelmemesi için Soma adlı bir hap almaları da aslında birçok şeyden kaçışın simgesi olmuş. Bu yorumlardan kitabın aslında bir distopya olduğu kanısı ağır basmakta. Kitabın yazıldığı tarih göz önüne alınırsa o yıllardan bu yılları görüp Cesur Yeni Dünya fikri ortaya çıkması şaşılacak kadar düşündürücü. Okuyunca çok beğeneceğizi ve sarsılacağını düşündüğüm bir kitap. Keyifli okumalar.
Cesur Yeni Dünya
8.0/10
· 37,9bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
16
ömür hanım
İçimizdeki Şeytan'ı inceledi.
256 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Herkese merhaba. Aylar öncesinde okumuş olduğum kitabın incelemesini yeni yapıyorum. Aslında benim için zor bir inceleme olacak çünkü bir Sabahattin Ali kitabı nasıl incelenir bilmiyorum. Yine de deneyeceğim. Kitap hem konusu hem alıntıları hem de kahramanların arka planda temsil ettiği karakterler olarak benim için üç bölümden oluşuyor. Öncesinde konusundan başlarsam Ömer ve Macidenin aşkı gibi gözükse de aslında Ömerin iç dünyasında onu engelleyen şeytan dediği ikinci bir benlikle çatışmasını anlatıyor. Roman, bir vapurda, Ömer ve Nihat’ın kendi aralarında konuşmasıyla başlar ve Ömer’in Macideyi görüp aşık olmasıyla olaylar devam eder. Macideyi görür görmez aslında onu daha önceden tanıdığını hisseder ve yanılmaz. Macide Ömerin uzaktan akrabası çıkar. Ömer ve Macide evlenirler fakat işler hiç de Ömer’in plandığı gibi gitmez parasızlık ve Ömerin içindeki o şeytan peşlerini bırakmaz. En sonunda Macide Ömere bir mektup yazar ve onu terk eder. “Sana kızgın değilim. Sana kızmayacak kadar seni iyi tanıyorum. Sonra seni seviyorum. Neden sevdiğimi bilmeden seviyorum. Bu sevgiyi her gittiğim yere beraber götüreceğim.. Allahaısmarladık.. ” mektubu bu şekilde bitirir Macide. Demek ki bir insanı ne kadar sevsek de günün birinde onu bırakıp gitmeye mecbur bırakabiliyor hayat. Sabahattin Aliyi okuyanlar bilenler zaten kaleminin ne kadar usta olduğunu ve o duyguyu bize nasıl aktardığını bilir o yüzden o konuda ekstra bir şeyler söylemeyeceğim. Buraya kadar kitabın konusundan bahsettim gelelim kahramanların temsil ettiği kişilere ve biraz da tarihin tozlu sayfalarını karıştıralım. Kitabta Ömer karakteri Sabahattin Ali olarak karşımıza çıkmakta. Ömeri tanıdıkça Sabahattin Ali’den izler bulmamamız imkansız. Gelelim Ömerin arkadaşı Nihat’a. Romanda Ömerle arasında çekişmelerden dolayı bu kişinin Nihal Atsız olduğunu görüyoruz. Atsız ve Sabahattin Ali davası malumunuz. Yine de biraz bahsetmek istiyorum. 1944 yıllarında Atsız dönemin başbakanı Şükrü Saraçoğluna Sabahattin Aliyi hedef gösteren açık mektuplar yazmıştır. Bu mektuplarında Sabahattin Aliye kin ve nefret kusmuş açık açık vatan haini olduğunu söylemiştir. Sabahattin Ali bunun üzerine Atsızı mahkemeye vermiş etkileri günümüze kadar sürüp gelen Irkçılık Turancılık davası başlamıştır. Bu dava üzerine mahkeme Atsıza 4 ay hapis cezası vermiştir ama olaylar bununla da kalmamış Sabahattin Ali’yi yurtdışına kaçmaya mecbur bırakmışlar ve onu yurtdışına kaçıracağını zannettiği Ali Ertekin tarafından kafası taşla ezilerek öldürülmüştür. Bir ülkenin böylesine önemli bir yazarının bu şekilde katledilmesi oldukça acı verici. İncememi kitaptan çok sevdiğim ve gördüğümde içime dokunan birkaç alıntısıyla bitireceğim. Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Herkese keyifli okumalar Herkese umuttan bahsediyorum, içimde zerre kadar umut kalmamışken... İçimde biriken hislerin birdenbire patlayarak beni zerreler halinde dağıtacağından korkuyorum.. Herkes ne diyecek? Bu ana kadar herkesten ne gördüm ki... Bana en yakın olanlar dahil olmak üzere, bu herkes dedikleri şey beni üzmekten, hayatımı manasız bir hale sokmaktan başka ne yaptı? Bugün canım insan yüzü görmek istemiyor; geniş, uçsuz bucaksız bir şeye… ve sana bakmak istiyorum Kim bilir... Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak tekrar karşılaşırız...
İçimizdeki Şeytan
8.6/10
· 107,2bin okunma
Okuyacaklarıma Ekle
18