—Birbirimize ne zaman sen diyeceğiz?
—Ne zaman isterseniz!
—Bakın diliniz varmıyor! Peki, bunun kendiliğinden gelmesini bekleyelim, yalnız ata sıra, demin olduğu gib, dilimden kaçarsa kusura bakmayın. Baksanız da ehemmiyeti yok. Bana öyle geliyor ki, sizin gülmenizle kızmanız, iltifat etmenizle azarlamanız arasında hiçbir fark yoktur... Size ait hiçbir şey çirkin olamaz sanıyorum...
Ben ikide birde böyle oluyorum, bazen bütün insanları boyunlarına sarılıp öpecek kadar seviyorum, bazen de hiçbirinin yüzünü görmek istemiyorum. Bu nefret falan değil...insanlardan nefret etmeyi düşünmedim bile... Sadece bir yalnızlık ihtiyacı.
Hiç durmadan koşup giden bu hayat ve bir avuç toprağının bile doğru dürüst esrarına varamadığımız bu karmakarışık dünya beni bir buğday tanesi, bir karınca gibi ezip geçiverecek...