İşte o umut yüzünden kaçamıyorsun. O umut insanı beklemenin duygusal hiçliğine hapsediveriyor; ne ileri gidebiliyorsun ne geri dönebiliyorsun. Tek yaptığın olduğun yerde dönüp durmak. Çünkü yönünü kaybetmişsin, çünkü bilmiyorsun…
“Ve bunun anksiyetenin yalanı olduğunu kabul et; tamamen kontrolün dışında olan bir şey üzerinde kontrol sahibiymişsin gibi hissedebilmen için bunu yapman gerektiğini söyleyerek seni kandırıyor. Anksiyetenin ikna kabiliyeti son derece yüksektir. Ama sana söylediklerine inanma. …”