Okumaz Yazmaz Dilini Kaybeden Bir Yazarın Sessiz Çığlığı…
“Okumaz Yazmaz” hacim olarak küçük olsa da anlam olarak oldukça yoğun bir eser. Okurdan dikkat ve içsel bir sorgulama talep ediyor. Bu kitapta büyük olaylar yok; ama küçük cümlelerin içinde büyük kırılmaların olduğu bir kitap.
Kristof’un dili bilinçli olarak sade tutması, aslında onun yaşadığı dil kaybının bir yansıması gibi okunabilir. Bu da eseri sıradan bir yaşam anlatısından çıkarıp daha evrensel bir noktaya taşır.
Sonuç olarak eserde, dilin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda bir kimlik meselesi olduğu güçlü bir şekilde vurgu yapılır. Okurda iz bırakan tarafı ise tam olarak burada yatar: İnsan, dilini kaybettiğinde kendinden ne kadarını kaybeder?
“İnsan, hayatını belki iradesinin büsbütün emrinde tutamaz, hem böyle bir hayatın tadı da olmaz zaten… Fakat kudretlerini hayata karşı tutmaz, onları işletmezsen yine dünyanın zevki kalmaz.”