Merak ettiğim bu öyküyü birkaç saate okudum. Birkaç ay geçti okumamın üzerinden ve bugün kitabı yorumlayayım diye elime aldığımdan beri aynı şeyi düşünüyorum, öyküdeki herkes haklı. Amacının ne olduğunu arayıp bulmak isteyen ve bu uğurda riske giren Martı Jonathan Livingston' da, ona doğasına uygun davranması gerektiğini söyleyen diğer martılar da haklı bence.
Özgürlüğü, kişisel gelişimi için mücadele eden Jonathan'ın macerasını okuyoruz öyküde ve martılar üzerinden birçok mesaj barındırıyor öykü.
"Dili bilmesek bile anlıyoruz, çünkü Akdeniz'in ortak dili bu. 'Dizboyu Papatyalar' anlamına da gelebilir, 'Daha yığınla çok var doğurulacak, yığınla çocuk bezi, don, erkek çorabı var yıkanacak' anlamına da. 'Seni seviyorum, hadi hoşça kal, bir gün o kıyı kahvesinde yanına çöküp dostça iki kadeh içebilme isteğim baskın geliyor,' anlamına da..."