Çocukluğumdan beri evde bulunan, okumayı ertelediğim bir kitaptı Karamazov Kardeşler. Bilseydim bu kadar akıcı olduğunu, sayfaları merakla çevireceğimi en azından lisede okumuş olmak isterdim. Tabii ki yer yer sıkıldığım bölümler de oldu saklayamayacağım, ama o kadar karaktere ve onların hikayelerine rağmen aslında konunun tek bir olayın etrafında dönmesi romanı beğenmeme sebep oldu.
Üç oğlu olan bir adamın çocuklarının anneleri ölünce onlarla ilgilenmemesini anlatarak başlayan roman daha sonra bu çocuklukların yetişkinliklerinde babalarının olduğu şehre dönmeleriyle devam ediyor. Dimitri, İvan ve Aleksey'in birbirinden farklı kişilikleri, babalarına karşı tutumları, babalarının onlara karşı takındığı ve gerçek mi sahte mi olduğu anlaşılmayan tavrı romanın ilerleyen sayfalarında beni acaba nasıl asıl konuya bağlanacak diye merak ettirdi.
Birçok kişinin ve olayın olduğu romanı birkaç paragrafla özetlemek biraz zor olur ancak şu kadarını söyleyebilirim ki, Dostoyevski'nin bu kadar uzun bir romanı kelimesi kelimesine özenerek yazdığı, her karakterin, her olayın asıl hikayeye ulaşmak için yazıldığı o kadar belliydi ki, yer yer sıkılsam da yarım bırakmayıp tamamlamak istediğim bir roman oldu Karamazov Kardeşler.
"Kitapları okumakla iyi yaptığınızı düşünüyorum... Kaç kişi yaşamanı yararsız olduğunu keşfedemeden tüketir? Bana kalırsa sadece yararsız olduğunu hissetmiş olan gerçekten yararlı olabilir."