Otomatik Portakal okumayı ertelediğim bir kitaptı. Ancak artık ertelemeyi azaltmaya karar verdiğim bir dönemde kitapçıda karşıma çıkınca alıp okumaya karar verdim kitabı.
Kitabın konusu, dili pek tarzım olmasa da artık mümkün olduğunca bir kitabı yarım bırakmak istemediğimden okumaya devam ettim, ki aslında kendine has bir dili ve bazı kelimelerin tekrarı dışında okurken sıkılmadığımı ve konuyu merak ettiğimi fark ettim.
Alex ve arkadaşları geceleri sokaklarda hırsızlık yapan, insanları döven, bunları eğlenmek olarak gören gençlerdir. Ama bir gece Alex yakalanır ve hayatı değişir. Asıl hikaye bundan sonra başlar ve onu da okuyup görmenizi isterim. Alex'e iyilik mi edilmeye çalışıldı kötülük mü ben karar veremedim bir süre. Sonra da zaten anladım ne anlatılmak istendiğini.
"Bir diğerinin duygularını anlayabilmek için sevgi gerekir kuşkusuz; fakat tutkunun belli bir derecesinde sevgi, sevilen kişinin duygu dünyası da dahil olmak üzere dış âleme hiçbir duyargası uzanmayan, dolayısıyla kulak vermediği ve algılamadığı için de rahatsız edici bir itirazı olanaksız kılan kör bir bencilliğe dönüşüyor. Tutkulu aşk yalnızlığın en uç ve en son durağı gibi."