Leyla'nın Evi – Zülfü Livaneli
“Leyla'nın Evi”, insanın içine işleyen kurgusu ve derinlikli karakterleriyle etkisinden kolay kolay çıkamayacağınız bir serüvene ev sahipliği yapıyor. Zülfü Livaneli’nin o kendine has, mistik ve dokunaklı üslubu satır aralarında hissediliyor. Bu kitapla birlikte, yazarın okuduğum on birinci eseri oldu ve yine kendimi benzersiz bir olay örgüsünün içinde buldum.
Roman yalnızca bir kadının yaşam öyküsünü anlatmıyor; aynı zamanda tarih, toplum, sınıf çatışması ve kimlik sorgulaması gibi birçok konuyu da iç içe işliyor. Leyla'nın yaşadıkları; Osmanlı’dan günümüze, Almanya’dan İstanbul’a kadar uzanan tarihi bir dokunun içinde şekilleniyor. Her bir karakterde farklı bir bakış açısı, farklı bir gözlem yeteneği kazanıyorsunuz.
“Leyla’nın Evi”, şüphesiz beni en çok etkileyen eserlerden biri oldu. Livaneli, yine yapmış yapacağını ve okuru bir romanın içine değil, adeta bir dünyanın içine çekmiş.
~
"Bir insanın başına gelebilecek en büyük felaket, yaşadığı yerin birdenbire yaban ellere dönüşmesidir."