...
Oysa bambaşka şeyler olmalıydı ağaçta
Kazılmış, oyulmuş yerlerinde ağacın
Buruk mayhoş, daha çok da bir zehir tadındaki
Bir şeyler olmalıydı. Ve sanki
Yıllar var ki saklamışım orda ben
Saklamışım anlaşılan
Odasında yapayalnız doğuran bir kadının
Dışa vurmak istemediği
Ya da pek gereksinmediği
O iniltiyi andıran
Duyurulmayan her şeyi.
Edip Cansever
youtu.be/5x19DnGf9Zs?si=...
Bu şarkı benim için sadece bir ezgi değil; ismi silinmiş, baharı çalınmış o çocukların yarım kalan her hayalinin kalbimde bıraktığı o ağır ve kimsesiz sızının adıdır. Her notasında o küçük ellerin soğuğunu, her kelimesinde kendi içimdeki o dinmeyen kederi hissediyorum; sanki dünya sustukça, benim yüreğimdeki o isimsiz çocuklar biraz daha fazla ağlıyorlar. Bu derin yarayı ve hala değişmeyen bu kaderi günümüze ithafen sizinle de paylaşmak istedim; sesimiz, adı unutulmuş ve unutulmaya yüz tutmuş tüm çocukların sesi olsun.
Ez zarokek bê nav im, navê min wenda bûyê. Nahêlin bêm bîra xwe.Jiyan li min tari ye. Bê ewlekarî dijîm, bin siya mirinê da.
(İsimsiz bir çocuğum, adım kaybolmuştur. Kendimi hatırlamama izin vermezler. Hayat bana karanlıktır. Güvenliksiz yaşarım, ölümün gölgesi altında.)
Bir terminal saatine sığdırdım koskoca kavgamı;
Ve o saat, ömre bedel bir sızı...
Havasını soluduğum sensin,
Yolcusu olduğum ise koca bir yalnızlık.
Peronlar arası mekik dokuyor özlemim;
Bir yanım kapına dayanacak kadar sitemkâr,
Bir yanım adını duyunca susacak kadar aşık.
Sahi, sokağın buraya kaç sıfat, kaç zamir uzaklıkta?
Ben bu şehirden geçmedim;
Ben bugün, senin içinden yaralı geçtim.
Ve bütün fiilleri seninle tükettim...
Hatice CÜCEN