Kitap batılı kızın ve doğulu erkeğin imkânsız aşkını anlatıyor. Şahin ve Gülşah, birbirlerini üniversitenin bahar şenliğinde görür ama orada bir ilişki başlamaz. Zaman geçer durur ve bir yerde tekrar karşılaşıp, Gülşah'ın cesaretiyle bir ilişkiye başlarlar. Şahin, Gülşah'ı evleneceği kadın olarak gördüğü için ona daha çok nazik davranır ve dokunmak istemez. Helali oluncaya kadar ona çok yaklaşmaz. Bu Gülşah'ı hem mutlu eder hem üzer.
Bir gün bu aşk, batılı bir ailenin Doğu'ya karşı kini yüzünden biter ama tek biten aşk değildir. Kadın da erkekte bitmiştir. Şahin, Fransa'ya okumaya gider ve geride acı dolu günler Gülşah'ı karşılar. Aklını kaybeden Gülşah ayağa kalkmakta zorlanır ve ayağa kalktığında ise bazı şeyler artık değişmiştir.
Kitap sonu mutlu bitmiyor. Bu hikâyenin bir mutlu olanı yok. Kavuşamayanların hikayesi ve beni çok derinden etkiledi. Kalbinde ki ile ölür yanındaki ile yaşarsın...
Bu konuda Gülşah'a da kızdım. Anne olma hissini hiç tadamayacak korkusuyla sevmediği biriyle evlenip, hayata tamamen veda etmesine kızgınım. Ama üzülüyorum. Yaşadıkları kolay değil. Ben yaşasım onları diye düşünüyorum ve çıkılmaz yola giriyorum.