Bu kitap yazarın kaleminden okuduğum ilk eser oldu. Doğru söylemek gerekirse konusu ve karakterıeri ile oldukça ilgiçekici olsa da, lakin kitap yersiz kalındı.
Eser iş için Limmeridge Malikanesi'ne giden ressam Walter Hatright'in gece yolda beyazlar içinde bir kadınla karşılaşması ilə başlıyor. Peki bu kadın kimdir? Neden onun karşısına çıkmıştı? Neden sadece beyaz elbise giyiyordu? Bu sorulara sadece kitabı okuduğumuz zaman cevap bulmak mümkün.
Olaylar bir-biriyle o kadar bağlydı ki, bir sonrakı bölümü merakla okuyordum. İster Mariya'nın hatıra defterindeki kayıtlar, isterse diğer şahitlerin itirafları sanki siz polissiniz və cinayetin üstünü açmaya çalışıyormuşsunuz hissi veriyor. Hikayenin başından sonuna kadar en beyeğendiyim karakter kesinlikle Walter Hatright oldu. Onun iki kardeş Laura və Mariya'ya olan bağlılığı, Lauranın elini sona kadar bırakmaması ve ona olan sevgisi muhtaşemdi.
Walter, Laura'nın Sir Percival Glyde'le evleneceği zaman malikaneye gider və nişanlı olduğunu bilmeden ona aşık olur. Mariya ise kardeşinin iyiliyi için onun malikaneyi terk etmesini ister. İşte tüm olaylar tam da bundan sonra başlar.
Percival ise henüz nişanlıyken her kesin gözünü boyamayı becerir. Amma asl yüzü evlilikten sonra ortaya çıkar.
Peki Walter'in karşısına çıkan beyazlı kadına ne oluyor? Kadın kitabın sonuna kadar Sir Percival'ın hayatını mahv edecek büyük sırrı "bildiyi" için izlenir.
Kitap beklenmedik ve çok güzel şekilde biter.