sümeyye

Nevin’in Arayışın da Saadeti anlattı ve Gitti(Ah densiz adamlar)
“Babacığım,” diyordu, “ şimdiye kadarki isimlerim ‘ Konsolos un kızı’ , ‘Gazetecinin karısı’ oldu. Böyle olması da iyi oldu. Bugüne kadar hep bir şeyler peşinde koştum. Şimdi hatırladıkça bunları, utanıyorum, diyeceğim ama bir çok kelimelere kafamızda verdiğimiz anlamlar, hiç olmazsa o kelimeler kadar yanlış, yalan, kof… Sirklerde bazı ehli hayvanların adeta utanma kelimesinin anlamına yakın bir halde sinişlerini görmüştüm. Utanılacak şeylerden utanmaz olduğumuz nispette Hayvanlarla uyuşur, tabii bir ahlak telakkiimiz olsaydı, bari. işi buraya kadar getirmenin sebebini yanlış anlamamanızı rica ederim. Niyetim ahlaka çatmak filan değil. Sadece kelimelerin elle tutulur ‘concret’ olmayanlarının kıymetlerinden niçin günden güne kaybettiklerini öğrenmemden. Menfaatsiz, riyasız bir toplum aleminde iyi ve doğru bir açıklama ile elle tutulamayan ‘abstrait’ kelimeler ancak bir anlam alabilirler. Yoksa ya işimize geldiği nispette, yahut da başımıza geldiği nispette yapacağımız açıklamaların bir önemi olmaz. İşte bugüne kadar peşinde koştuğum ‘saadet’ kelimesi de bunlardan biri hem de bana izahi en mübrem (kaçınılmaz, zorunlu) geleni idi. Hikayeler, romanlar , şiirler, saadeti aramam, hatta aramadan bulmam lazım geldiğini adeta talim ediyorlardı. Arada bu kelimenin zevkten, dünya nimetlerinden, insan tabiatının bir özgörürlüğünden ibaret olduğunu söyleyen kitaplar da vardı. Bir üçüncü izah da böyle bir kelimenin bir çok kelimeler gibi uydurma bir kelime olduğunu, yaşamanın onunla, hiçbir ilgisi bulunmadığını, onsuz da başı sonu olmayan bir dünya içinde riyasız ve kıymetsiz, hiç olmazsa aldatılmış olmadan yaşanabileceğini söyleyenler de vardı. Bu üçüncü kısım kitapları daha çok beğendim. Beğendim ama birinci kısımdakilerini, denemek daha bir kolayıma geldi. Belki de
Sayfa 81·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ah Nevin..
Nevin hiçbir karar almamıştı. Üç gündür düşünmüyor, karar vermiyor, her şeyi oluruna bırakıyordu.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Ve vazgeçti Cemal de..
— Hem bununla biz neyi halletmiş olacağız? Hangi meseleyi? Bir saadet meselesini mi? Bir saadet meselesi ise: iki kişinin mesut olmasından ne çıkar? Şimdiye kadar ne çıktı? Dünya mı değişti? Nevin birdenbire sanki bir aydınlığa çıkmış gibi : — Dünya mı değişmeliydi, diye sordu.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Düşünmek iyi mesai ister.. Uykusuz geceler ister..
Fazıla hanım ömründe ilk defa düşünüyordu. Ne garip şeydi düşünmek! Fazıla Hanım, “ Acaba deliriyor muyum.” Diye kendi kendine sordu. Düşünmek onu pek korkutmuştu. Elleri terliyor, yüreği sıkışıyordu. Daha fazla düşünmemek için tüncinâları okumaya başladı. Bir daha okudu. Bir daha okudu. Uyudu.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Fakat bu mesuliyetsizliğin ahlak sükûtuna varacak bir genişliğini de düşünmüyor değildi Konsolos bey.
Sayfa 75·Kitabı okudu