“Kimse kaptanın dalgalarla nasıl boğuştuğuna bakmaz. Gemiyi limana getirip getirmediğine bakar. Ancak ilahi boyutta önemli olan onun dalgalarla nasıl boğuştuğudur.”
Sabit bir hayat aramaktadır insan. Korkuların, acıların olmadığı ve risklerin bulunmadığı. Heyecanlı geçişileri engelleyerek tehlikeleri aklınca yok etmek ister. Oysa yok ettiği şey kendi varlığıdır, kendisidir. İnsan her şeyi sabitleyerek ruhunu felç etmektedir.
Hiç kimsenin ölünceye kadar bast, yani ferahlık yaşamaya hakkı yoktur. Üstelik o sürekli bast, aslında bir kabzdır, bir darlıktır. Kalp grafiğindeki iniş ve çıkışların çokluğu kişinin hayatta olduğunu gösterdiği gibi musibetler nimetleri, sevinçler hüzünleri takip ediyorsa bu canlılık alametidir. Aksi halde insan manevi bir felç geçiriyordur.