Dönüşü olmayan ya da uzun süreli ayrılıklar öncesinde söylenen vedalaşma sözü. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Ayrılık mânâsına gelen veda kelimesinden türetilmiştir.
"O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacık bir kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve Elveda! deyip mavi gözlü deve
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.
(Nazım Hikmet/"Mavi Gözlü Dev, Minnacık Kadın ve Hanımelleri", Benerci Kendini Niçin Öldürdü?)
Teşekkür eden. Minnettar. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Şükür kelimesinden türetilen, memnuniyet ve minnet gösterme manasındaki teşekkür kelimesinden türetilmiştir.
"Anlattığım her hikaye için bana bir saat süre verdiğin için sana müteşekkirim. Fakat şunu iyi bil: Ben bu süreyi yaşamak yerine, hikaye anlatmak için kullanıyorum. "
(İhsan Oktay Anar/Efrasiyab'ın Hikayeleri)
Sonsuza dek yaşayacak olan. Devamlı. Kalıcı. Dilimize Farsça'dan geçmiştir. Ayak mânâsına gelen pay kelimesinin, tutan manasındaki -dar ekiyle türetilmesi sonucu oluşmuştur.
"Zulüm hiçbir zaman payidar olamamıştır."
Yaşar Kemal/İnce Memed
Acı, ızdırap, esef, özlem, üzüntü, öfke, keder, feryat, figan... Dilimize Farsça'dan geçmiş olan kelime ayrıca beddua manasında da kullanılmaktadır.
"Ah'lar ağacı/Didem Madak" (Burada kitaptaki alıntıyı değilde ilk aklıma geleni yazdım)...Ahh ah.
Yapılan bir iyilik karşısında kendini borçlu sayan, gönül borcu olduğunu düşünen kişi. Arapça, iyilik karşısında borçlu hissetmek mânâsına gelen minnet kelimesinin, Farsça sahip olan manasındaki -dar ekiyle türetilmesi sonucu oluşmuştur.
"Sen oyun diye seyrediyorsun, ben ateşin içindeyim. Yanımdayken minnettarım sana mestim. Sonra, sonra kör bir kuyuya yuvarlanıyorum. Kainat ve hayat bitiyor. Bazen tek kelime, sesinde hafif bir titreyiş önümde öyle bir uçurum açıyor ki!"
(Cemil Meriç/ Jurnal 1)