Özellikler. Nitelikler. Vasıflar. Dilimize Arapça'dan geçmiştir. Nitelik ve sıfat mânâsına gelen vasıf kelimesinin çoğuludur.
"Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rast geldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatlığıyla öteye geçiriyoruz?"
(Sabahattin Ali /Kürk Mantolu Madonna)
Yararı olmayan. Bir faydaya hizmet etmeyen. Boşuna. Farsça bi-hude kelimesinden evrilerek beyhude halini alan kelime, faydası bulunmayan olarak tercüme edilebilir.
"Bu dünyada her şey ne bayağı, ne beyhude, kirliydi!.. Bu dünyada güzellik bir hayal, sezgi bir efsane, asalet ve zarafet, insanın üstünde hafif bir cilaydı.
(Yakup Kadri Karaosmanoğlu/Kiralık Konak)
Her şeyi kötü tarafından gören. Karamsar. Kötümser. Dilimize Farsça'dan geçen kelime, kötü manasındaki bed ile gören manasındaki bin sözcüklerinden oluşmuştur.
"Her adımda kendini inkar eden her mahallede mizaç değiştiren, aynı anda hem nikbin hem bedbin olabilen bir kentti İstanbul; bir yandan cömertçe verirken, bir yandan cümlesini geri alırdı."
Elif Şafak/Ustam ve Ben
Şapur şupur öpen ağabey manasına gelen kelime Ümit Kıvanç tarafından, Hrant Dink'i betimlemek için uydurulmuştur. Ağabey ya da erkek kardeş mânâsına gelen Ermenice ahparig kelimesinden türetilmiştir.