Eser Oran şehrinde ortaya çıkan veba salgınını konu alır. Genel olarak veba öncesi, veba esnasında ve veba sonrasındaki şehrin durumu ve toplumun duyguları hakkında, ismi verilmeyen bir anlatıcı tarafından, bir takım notlar aracılığıyla bilgi alırız. Yazar, bana kalırsa okuyucunun objektif bir değerlendirme yapması açısından söz konusu anlatıcının kim olduğunu kitabın son kısmında açıklama gereği duyar. Bu ufak detay benim açımdan güzel bir noktaydı.
Vebanın getirdiği yalnızlık, özlem, mahkumiyet, umut ve umutsuzluk duyguları güzel işlenmişti. Şehirdeki ekonomik çöküntüler, insanların dine karşı tutumu, toplumsal birlik ve bununla beraber bireysellik konuları oldukça sık işlenmişti.
Veba kitabı yalnızca bir şehirde ortaya çıkan veba hastalığından söz etmez. Cezayir Bağımsızlık Savaşı sonrası ortaya çıkan olaylara sembolik olarak değinmektedir. Toplumun bağımsızlık adına direnişleri, Fransız askerleri tarafından uygulanan şiddet, Cezayir'in sınır bölgelerine tel örgüler çekilmesi... Bütün bunlar veba salgını adı altında romanda gelişen olaylara aktarılmıştır. Kitaptaki askerlerin "sömürge ordusu" şeklinde anılması, şehrin etrafına çevrili duvarlar ve insanların bu duvarlar arasında tutsak hissetmesi, insanların vebayı bir mücadele olarak görmeleri gibi noktalar bize Cezayir halkının bağımsızlık hareketlerini hatırlatmaktadır.
Bu kitabı benim gibi covid-19 döneminde okumuş olanlar eserle ilgili daha çok empati duygusuna kapılacaklardır. Oldukça güzel ve derin bir eser okuduğumu düşünüyorum.