Moira

Sana arzunun nerede olduğunu göstermek için,önce bunu azıcık yasaklamak yeter. Başarılı çiftin yapısı bu olmalı: azıcık yasak,çok çok oyun;arzuyu göstermek,sonra da bırakmak,size yolu gösteren, ama eşlik etmekte dayatmayan kibar yerliler gibi.
Sayfa 127·Kitabı okudu
Reklam
Şu çelişkiye takılıp kalmışım:bir yandan,ötekini herkesten iyi tanıdığımı sanıyor ve bunu ona utkuyla kesinliyorum;öbür yandan,sık sık şu açık gerçek sarsıyor beni: öteki anlaşılmaz,bulunmaz,ele gelmez: onu açamam, kökenine ulaşamam, bilmeceyi çözemem. Nerden gelir? Kimdir? Yiyip bitiririm kendimi, hiçbir zaman bilemeyeceğim.
Sayfa 124·Kitabı okudu
Kendime acı vermeye çalışırım,içimde beni yaralayabilecek imgeler (kıskançlık,bırakılış,alçalış imgeleri) uyandırmaya çalışarak kendimi kendi cennetimden kovarım; yara açılınca da bir başka yara gelip durumu değiştirinceye dek sürdürürüm onu,başka imgelerle beslerim.
Sayfa 77·Kitabı okudu
Yüzünün,bedeninin her şeyini görüyordum,soğukça: kirpikleri, ayak parmaklarının tırnakları,kaşlarının,dudaklarının inceliği, gözlerinin minesi,şu ben,sigara içerken parmağını uzatışı,içinde hiçbir şey anlamadan,arzumun nedenini okuduğum bu renkli, çinileşmiş,canlanmış heykelcik büyülemişti beni - büyülenme de gerçekte kopmanın son noktasıydı.
Sayfa 68·Kitabı okudu
‘Ben’ ancak yaralıyken konuşur: istediğim dolulukla yerine geldiği zaman ya da geldiğini anımsadığım zaman , dil korkak görünür gözüme: dilin, yani sıradanın, genelin dışına taşarım: ‘Öyle bir karşılaşma olur ki, sevinçten dayanılmaz bir şeydir, bazı bazı insan bu yüzden hiçe indirgenir; taşma dediğim budur. Taşma, sözü edilemeyen sevinçtir.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam