Ne insanları, ne hayvanları sevemedim. Sevmiyorum.
Sevdiğim tek şey; Bebeklerin cennetten getirdikleri koku, kendilerini ifade edemeyişleri, hiç bir zararlari olmayışı, ilk deneyimlerinin bize verdiği mutluluk, nerden nereye geldiklerini bilmedikleri ve o masum bakışlılarını çok seviyorum.
Ve bazen, yarana tuz basmak için pusuda bekleyen onca insan varken, yaranı iyileştirmek hiç kolay olmaz. Bilerek isteyerek kalbini kanatır ve bundan mutlu olur kimileri ve neyin seni acıttığını bildikleri için en zayıf yerinden acımasızca zehirlerini akıtırlar...
Dünyada çektiği acıyı ifade edemeyen o kadar çok insan var ki; O insanların ellerinde ne gitarları, ne de bir reçeteleri olmadan öylece kavrulup dururlar...
Yaraya dokunmak acıtır insanı, kendin de dokunsan başkası da dokunsa acıtır. Bazen bir başka acı da kendi acını yok etmek istersin. Onun acısında kendi acını yok etmek istiyorsun. O da belki acisını dindirecek bir ilaç bulamadığı için almıştı gitarını eline kim bilir. Çünkü kelimeler yetmez her zaman kaderi tarif etmeye, bir insanın kaybetmenin verdiği ıstırabı anlatmaya yetmez kelimeler...