"Bize hiçbir şey yapmadılar; bizi sadece tam bir boşluğun içine bıraktılar ve herkes de bilir ki, dünyada, boşluğa bırakılmışlık ve terk edilmişlik kadar insan ruhuna baskı yapan başka bir şey yoktur."
Kitabın dili ne kadar sade ve anlaşılırsa, anlatılanları anlayabilmek ve sindirebilmek de bir o kadar zor. İnsanlığı tel örgülerin belirlediği, tel örgülerin bir tarafında masum, tarafsız, hayatı arkadaşlık ve oyundan ibaret sanan sevgi dolu bir çocuk ve diğer tarafında ' insan ' kelimesi dahi kendilerine yakıştırılmayan, kaybolan, eziyet gören binlerce hayat... Bu kitapta 9 yaşındaki bir çocuktan sevgiyi, dostluğu ve insanlığı öğreniyorsunuz.
"Fatih'te yoksul bir gramofon çalıyor
Eski zamanlardan bir cuma çalıyor
Durup köşe başında deliksiz dinlesem
Sana kullanılmamış bir gök getirsem
Haftalar ellerimde ufalanıyor
Ne yapsam, ne tutsam, nereye gitsem
Ben sana mecburum sen yoksun..."