Hayat bir tiyatro sahnesidir, acı ve arzu arasında salınan bir varoluşun içinde, bizler birer oyuncuyuz. Kendi trajedimizi yazar, kendi maskelerimizle dans ederiz. İradesizliğin derin uçurumlarına bakarken, gölgelerimizle yüzleşmekten korkarız. Ama belki de en büyük yanılgımız, bu oyunun anlamını aramakta ve nihayetinde her şeyin anlamsızlığında teselli bulmakta saklıdır. Çünkü yaşam, ancak acıya direnerek anlam kazanır ve yoklukla yüzleşerek sonsuzluğa meydan okur.